Ayrılığın Kökeni ve Türkiye’de Modernleşme Atılımları adlı kitapların yazarı...Öğretim görevlisi, avukatlık ve hakimlik mesleklerini icra etti. Hakimlikten emekli olduktan sonra Antalya’da avukatlık yapmaktadır…
Eskiden falakanın çok korkutucu bir işkence biçimi olduğuna inanmazdı. İnsan gövdesinin daha duyarlı bölgeleri vardı. Oralara dokunulması daha çok acı çektirebilirdi ona göre. Ama o gece tabanlarına inip kalkan copun sayısına şaşırdıkça bundan daha korkunç bir işkence olamayacağına bütün benliği ile inandı.
Bütün uzun saçlılara vuruyordu, bütün zengin çocuklarına, arabalılara, komünist vatan satıcılarına, züppelere, kız tavlayanlara, kızları kollarına takıp gezenlere... İçine bir nefret çöreklenmişti.
Kocası sağken dul kalacak fukara. Kocasız kadını rahat bırakmazlar. Takılan olacak buna. Genç kadın, güzel.. Sağlam durur mu ki? Durur tabi. Ya çok üstüne düşerse bir kopuk?
Ancak o zaman anladı bir arpa boyu yol gittiğini, Türkiye’den hiç çıkmadığını, hiçbir zaman da çıkamayacağını; sınırların, yolculukların, buralara gelmesinin durumu daha ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramayacağını…