Hüseyin Tolga Coşkuner

Hüseyin Tolga Coşkuner
Ayrılığın Kökeni ve Türkiye’de Modernleşme Atılımları adlı kitapların yazarı...Öğretim görevlisi, avukatlık ve hakimlik mesleklerini icra etti. Hakimlikten emekli olduktan sonra Antalya’da avukatlık yapmaktadır…
Onbinlerin Dönüşü: Bir Metnin İçinden Tarihle Yüzleşmek
Puan vermedi·272 syf.··
2026 3. kitabı
Bazı kitaplar vardır; geç okunur ama eksik kalmış bir parçayı yerine oturtur. Anabasis, benim için tam da böyle bir metin oldu. Yıllarca hukuk kürsüsünde, dosyalar arasında, insan hikâyelerinin en çıplak hâliyle karşı karşıya kaldım. Sonra yazıya döndüm, hafızaya, tanıklığa… Ama insan, ne kadar okursa okusun, bazı metinleri geciktirir. Geciktirdiğini fark ettiğinde ise, bu gecikme bir eksiklik gibi çöker içine. Bu kitap da öyleydi. Antik dünyanın içinden, Milattan Önce 4. yüzyıldan seslenen bir metin: yürüyen bir ordunun, dağılan bir düzenin, hayatta kalmaya çalışan insanların hikâyesi. Ama aynı zamanda, bugün hâlâ süren tartışmaların içine düşen bir belge. Bu kitabı elime almam bir tesadüf değildi.Sosyal medyada karşılaştığım bir tartışma…Dil üzerinden başlayan, kimlik üzerinden sertleşen, tarih üzerinden keskinleşen bir tartışma. Bir fenomenin Kürtçe üzerine yaptığı paylaşımlar… Ve ardından gelen ithamlar: inkârcılık, cehalet, tarih bilmezlik….Şöyle diyebilmişti: “siz yokken biz buradaydık.” Bu fenomen Anadolu topraklarında henüz Türkler yokken Kürtler’in var olduğunu belirterek beni bir çeşit ırkçılıkla itham etmişti. Oysa Ben sosyalist bir anlayışa sahip biri olarak etnik ayrım yapmayan biriyim. Ben de kendisine Kürtler Mezopotamya’da Kuzey Irak’ta, Kuzey Doğu Suriye’de, Batı İran’da ve Türkiye sınırlarında da Hakkari ve Van havzasında olduklarını, Kafkasya’dan Iskenderun Körfezine kadar geri kalan Orta ve doğu Anodolu topraklarında Ermeniler’in olduğunu, geri kalanda da Hellenlerin (Rumların) olduğunu, Kürtlerin Anadolu’ya Oğuz Göçleri sırasında Türklerle birlikte girdiklerini söyledim. Beni inkarcılıkla suçladılar ve o sayfayı takip eden bir çok kişi hakaretimiz bir şekilde rencide edici şeyler söylediler. Oysa mesele benim için ideolojik değil,
AnabasisKsenophon · İş Bankası Kültür Yayınları · 20151,155 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·511 syf.··
2026 2. kitabı
Kitap ilgilisine güzel bir kaynak kitap. 1912 Balkan Savaşları ile 1922 yılları arasında on yıllıklık kesintisiz süren Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nda Türk ordusununda görev alan subaylar listelenmiş. Genellikle isim isim ve görev yerleri ile rütbeleri yazılmış olsa da, liste sonunda hangi cephede bulundukları ve nerede şehit oldukları ya da sonra hangi Hizmetleri yaptıkları kısa kısa belirtilmiş.Daha iyi olabilir miydi olabilirdi ama ben bu türde başka bir örnek görmedim. Güzel sayılabilecek bir kitap. Ama bir yerde Kurtuluş Savaşı yıllarındaki ayaklanmalardan bahsederken Ermeniler, Rumlar ve “Türk boyu olan Kürtler” şeklinde bir tabir geçmekte yani Kürt’leri Türk’lerin bir boyu gibi görmüş yazar. Bu da bir zamana kadar resmi inkar politikasının ürünü, yazar asker şahıs olduğu için şaşırmadım da Kürtleri yok saymak yani Türklerin bir boyu saymak tarihi bir gerçeklik değil. Belli bir kesim Kürtleri böyle inkar etmeye çalışırken, bazı kesimlerde Kürtleri 2500 yıldır Anadolu’da var olduğunu falan söylüyorlar. Bu da doğru bir bilgi değil. Kürtler Mezopotamya’da kadim bir halktır. Kuzey Suriye’de, Kuzey Irak’ta ve Batı İran’da ve bir de Hakkari bölgesinde o dağlık bölgede Kürtler vardı fakat Kürtler, Oğuz göçleriyle birlikte Anadolu’ya Türklerle birlikte girmişlerdir.
On Yıllık Harbin Kadrosuİsmet Görgülü · Türk Tarih Kurumu · 20217 okunma
Bir Kitabın Bitirilmesi Üzerine
Puan vermedi·632 syf.··
2026 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 12:06
2025 yılı benim için yalnızca takvimsel bir değişim değil; mesleki, mekânsal ve zihinsel bir kırılma yılıydı. Hâkimlikten emekli olup yeniden avukatlığa başladığım, yeni bir muhitte, yeni bir evde, “evde yaşam” denen o karmaşık hâlle tanıştığım bir yıl… Bu değişim, beraberinde yoğun bir stres ve dağınıklık da getirdi. Uzun yıllardır hayatımın merkezinde olan kitap okuma alışkanlığım, bu dönemde ciddi biçimde sekteye uğradı. Netflix, cep telefonu, sosyal medya, sağlık meseleleri, spor… Kimi zaman gerçekten meşguliyet, kimi zaman da düpedüz tembellik. Sonuçta 2025, hayatımda bir kitabı baştan sona bitirmediğim nadir yıllardan biri olarak kayda geçti. Okudum elbette; ama tamamlayamadım. Yarım bırakılmış sayfalar, ertelenmiş paragraflar… 2026 yılı Şubat ayının son günü—takvim Mart’a dönmek üzereyken—nihayet bir kitabı bitirdim. Bu yönüyle o kitap, sadece içeriğiyle değil, bitirilmiş olmasıyla da benim için anlamlıdır. Okuduğum eser, The Cambridge History of Turkey dizisinin dördüncü ve son cildi olan Modern Dünyada Türkiye kitabıydı. 1839 Tanzimat Fermanı’ndan başlayarak 2010 yılına kadar uzanan geniş bir dönemi ele alan, yaklaşık 631 sayfalık, kapsamlı ve yoğun bir çalışma. Kaynakçasıyla birlikte ciddi bir akademik emeğin ürünü olduğu kuşkusuz. Kitap, Osmanlı’nın geç modernleşme sürecinden Cumhuriyet’e, tek parti döneminden çok partili hayata, askerî müdahalelerden neoliberal dönüşümlere kadar Türkiye’nin siyasal, toplumsal ve ekonomik yapısını serinkanlı bir akademik dille ele alıyor. Bu yönüyle, özellikle tarihsel süreklilikleri ve kırılmaları anlamak açısından oldukça faydalı buldum. Bir “büyük anlatı” sunma iddiası taşımıyor belki ama sağlam bir zemin kuruyor. Ancak kitabın doğal ve kaçınılmaz bir sınırı var: 2010 sonrası Türkiye yok. Oysa Türkiye’de asıl
Modern Dünyada Türkiye 1839 - 2010Kolektif · Alfa Yayınları · 20252 okunma
Sen Artık Eski Sen Değilsin!
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2024 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2024 18:31
Zülfü Livaneli’nin okumadığım bir kaç kitabı kaldı. Son zamanlarda söyleşilerde ve Tv’de suya sabuna dokunmayan tavrının aksine yazıları her zaman iyi gelmiştir bana. Bu kitabı da “yazmak” üzerine olup, yeni bir kitap yazma arefesindeki şahsıma küçük bir rehber oldu. Yazmak, edebiyat mutluluktu gerçekten. Fakat okuyan ve yazan kişi gerçeklerin farkına varma talih(sizliği)ne ulaşmıştır. Gerçeğin farkına varan kişi artık istese de eskisi gibi olamaz. Bu durumu yazar “Bir gerçeğin farkına varan insan, bir daha onun farkında olmadığı zamana dönemez. Vicdanlarını köreltmek için gerçekleri göremeyecek bir kişilik yapısına bürünenler, vicdanlarını sağırlaştıranlar, evet rahatsız olmaktan kurtulabilirler; ama güzelliklere karşı da körleşirler, sağırlaşırlar. Doğanın bozulmasına en çok dertlenenler, güneşin doğuşundaki güzelliği en iyi görenlerdir. Mutluluk uğruna bilincinizi ve vicdanınızı bastırmak gerekiyorsa durup düşünmek gerekir. Zaten “mutluluk” dediğimiz nedir ki? Biraz güvenlik, biraz da can sıkıntısı değil mi?” Diyerek ne de güzel açıklamış!
Edebiyat MutlulukturZülfü Livaneli · İnkılap Yayınevi · 20212,449 okunma
6/10
·136 syf.··
2024 18. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2024 21:38
Zülfü Livaneli‘nin ilk ve tek öykü kitabı “Arafatta Bir Çocuk”. Yazarlığının başlangıcında olduğu ve acemiliği belli oluyor. “Arada kalmak”, “hiç bir yerden sayılmamak” manasında “arafta kalmak”sözcüğünü kitaba isim olarak düşünmüş Zülfü Livaneli. Ancak bu deyimin halk arasında yanlış da olsa “Arafatta kalmak” şeklinde söylenegeldiğini, isminin “Arafatta Bir Çocuk” olması gerektiğini söyleyerek kitabı adını Yaşar Kemal vermiş. Beni hikayelerinden “üniforma” isimli öykü ve bir de son öyküsü “sıkıntılı günler” etkiledi. Diğer hikayeler sıradan geldi… Tipik Zülfü Livaneli anlatımı bekleyenler hayal kırıklığına uğrayacaklardır.
Arafat’ta Bir ÇocukZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202110,1bin okunma