Kitaplar size,ışığı çocuklara
kitapyurdu.com/yazar/cigdem-er... Bu hafta alacağınız her kitap, bir köy okuluna umut oluyor! Telif gelirlerimizin tamamı köy okulu kütüphanelerine bağışlanacaktır. Işığımız çocuklara yansısın. kitapyurdu.com/yazar/cigdem-er...
Alıntı
"Ölümün Soğuk Yüzünü Isıtan Bir Aşk: Elifnur ve Gülali"
"Sen uyanırsan... bahar başlar." Bir tarafta hayatın en keskin gerçeğiyle, ölümle her gün yüzleşen bir Gassal Hoca: Gülali. Diğer tarafta, kaderin onu bir hastane odasında sessizliğe mahkûm ettiği, her nefesi bir dua olan Elifnur. Bu sadece bir roman değil; sabrın, tevekkülün ve helal dairesinde yeşeren bir sevdanın imtihanı. ✨ Bu hikâyede sizi neler bekliyor? İlahi Bir Tevafuk: Tesadüf sanılan anların ardındaki o muazzam kader planına şahitlik edeceksiniz. Hüzün ve Umut Arasında: Bir hastane koridorunda yankılanan "Sen Uyanırsan Bahar Başlar" şiirinin hıçkırıklarını kalbinizde hissedeceksiniz [00:35]. Sonsuz Bir Bekleyiş: "Daha nefesin avucumdayken nereye Elifnur?" diyen bir yüreğin, sevdiğini kadere emanet edişini okuyacaksınız [01:37]. Gök yarılırken, dünya devrilirken ve saatler bozulmuş gibi geri akarken; bir insanın sevgisi ölümü bile nasıl güzelleştirebilir? [00:14]. Ruhun derinliklerine yapılacak bu samimi yolculukta, aşkın bir duygudan öte, sarsılmaz bir tevekkül olduğunu göreceksiniz. 📖 Ruhunuza dokunacak bu mucizevi aşk hikâyesini keşfetmek için sayfaları aralamaya hazır mısınız? 🛒 Hemen Sipariş Verin: kitapyurdu.com/kitap/carsafli-... 🎬 Kitabın Duygu Yüklü Fragmanını İzleyin: youtu.be/GiH6iRJMrHs #OğuzhanŞevik #BirAşkRomanı #SenUyanırsanBaharBaşlar #YeniKitap #KitapÖnerisi #AşkınGücü #Tevekkül #Roman #edebiyatnotları
İnsan ve Duygular
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
ÜLKÜ YOLU MHP EĞİTİMCİSİ YILMAZ SAKA -ÖLÜRÜM TÜRKİYEM KİTABIMDA
MHP VE ÜLKÜ YOLU EĞİTİMCİSİ YILMAZ SAKA SELİM GÜRBÜZER Yüreğimiz yanmakta. Nasıl yanmasın ki, o bizim gençliğimizde olsun, olgunluk yaşımızda olsun bizim üzerimizde çok büyük tesiri olan ‘adam gibi adam’ diyebileceğimiz eğitimci ağabeyimizdi. Gençliğimizde Ramazan ayı geldiğinde minarelerden yankılanan ezan sesleri ve top ateşleri eşliğinde iftar açmakla bir bambaşka duygu seli yaşardık. O yılları yaşayanlar çok iyi bilir; Bayburt kalesinin bedenlerinden iftar vakti atılan top sesleri hemen hemen tüm mahallelerde duyulacak derecede yankılanırdı. Ancak hangi yıl hatırlamıyorum, ama bir seferinde top atışı sırasında topun geri tepmesiyle Kaleardı mahallesi sakinlerimizden bir can kaybı ve yaralanma hadisesi yaşandığı içindir o top atma geleneğimiz son bulmuştu. Tabii buradan şuraya gelmek istiyorum. Malumunuz Bayburt kalesinin şehre bakan bedenlerinde atılan tophanenin hemen altında Bayburt’un o meşhur pamuksu beyaz taştan örülü tek minareli Mehmet Çelebi mahallesinin ismiyle müsemma Pilav Efendi bir camimiz var ya, işte o camii aynı zamanda Yılmaz Saka ağabeyimizin 1970 yılında imam hatip görevlisi olarak ifa ettiği bir camiimizdir. O yıllarda iftarımızı yapıp, teravih vakti geldiğinde büyüklerimiz bize derdi ki; Ramazan ayını daha iyi şenlendirmek için teravihleri sadece bulunduğunuz mahallede değil diğer mahallelerde kılarsanız çok sevabı var. Tabii büyükler böyle derde biz camii camii dolaşmaz mıydık? İyi ki de büyüklerimizi dinlemişiz, çünkü benim bulunduğum mahalle Şingâh mahallesiydi, dolayısıyla mahalle mahalle
Duygu ve Düşünce
5. KREDİ YURDU KANTİN HATIRASI-ÖLÜRÜM TÜRKİYEM KİTABIMDA-KDY
HEY GİDİ ÜNİVERSİTE YILLARI SELİM GÜRBÜZER Üniversite yılları kendimi bulduğum yıllardı. Çünkü üniversite öncesi çileli bir hayat söz konusuydu. Kâh tuğla ocaklarında, kâh tarla tumpta, kâh inşaatlarda çalışmakla üniversiteyi kazanamama riski doğuracağı endişesi tüm benliğimi içten içe saran bir duyguydu. Geçimini çiftçilik ve at arabacılık yapmakla geçindiren bir ailenin çocuğuydum. Ailenin en büyüğü ağabeyim kendini Fransa'ya atmakla geleceğini kurtarmıştı. Benimde bir şekilde kendimi kurtarmam gerekiyordu, aksi takdirde baba himayesi altında kendi kendime kurguladığım hedeflere erişmek mümkün olmayacaktı. Hayalimde kurguladığım tutku öyle çok büyüktü ki, her defasında tarlada tırmık çekip deste yaparken Bayburt Trabzon kara yolu hattı üzerinde Ankara ve İstanbul’a doğru otobüsler seyir halinde geçtiklerinde içimden uzak diyarlara gitme arzusu bürürdü hep. Liseyi bitirmiştim ama ilk sene kazanamamıştım, bu böyle devam edemezdi elbet. Mutlaka harçlık biriktirip gelecek sezon için yeniden üniversite sınavlarına hazırlanıp kazanmam gerekiyordu. Üstelik bu hazırlık hem dershanesiz, hem de sınavı kazandığımda üniversite için harçlık biriktirmeye yönelik alın teri bir bedeni hazırlık olmalıydı. Değim yerindeyse bir taşta iki kuş vurmaya yönelik hedefti bu. Fakat bu hedefin gerçekleşmesi Bayburt’ta pek mümkün gözükmüyordu. Çünkü doğup büyüdüğüm memleketimde kışın inşaat çalışmasına elverişli iklim şartlarına sahip değildi. Malum, karasal iklimde kışın ne tarla ekilir, ne de inşaat çalışması olurdu. Neyse ki, Bayburt’ta yaz sezonu inşaatlarda zaman zaman beraberce çalıştığım bir arkadaşın bir gün bana Giresun organize sanayi inşaatında Bayburtlu hemşehrilerimizin çalıştığından söz
BİRİNCİ KREDİ YURDU HATIRAM- ÖLÜRÜM TÜRKİYEM KİTABIMDA-KDY
HEY GİDİ ÜNİVERSİTE YILLARI SELİM GÜRBÜZER Üniversite yılları kendimi bulduğum yıllardı. Çünkü üniversite öncesi çileli bir hayat söz konusuydu. Kâh tuğla ocaklarında, kâh tarla tumpta, kâh inşaatlarda çalışmakla üniversiteyi kazanamama riski doğuracağı endişesi tüm benliğimi içten içe saran bir duyguydu. Geçimini çiftçilik ve at arabacılık yapmakla geçindiren bir ailenin çocuğuydum. Ailenin en büyüğü ağabeyim kendini Fransa'ya atmakla geleceğini kurtarmıştı. Benimde bir şekilde kendimi kurtarmam gerekiyordu, aksi takdirde baba himayesi altında kendi kendime kurguladığım hedeflere erişmek mümkün olmayacaktı. Hayalimde kurguladığım tutku öyle çok büyüktü ki, her defasında tarlada tırmık çekip deste yaparken Bayburt Trabzon kara yolu hattı üzerinde Ankara ve İstanbul’a doğru otobüsler seyir halinde geçtiklerinde içimden uzak diyarlara gitme arzusu bürürdü hep. Liseyi bitirmiştim ama ilk sene kazanamamıştım, bu böyle devam edemezdi elbet. Mutlaka harçlık biriktirip gelecek sezon için yeniden üniversite sınavlarına hazırlanıp kazanmam gerekiyordu. Üstelik bu hazırlık hem dershanesiz, hem de sınavı kazandığımda üniversite için harçlık biriktirmeye yönelik alın teri bir bedeni hazırlık olmalıydı. Değim yerindeyse bir taşta iki kuş vurmaya yönelik hedefti bu. Fakat bu hedefin gerçekleşmesi Bayburt’ta pek mümkün gözükmüyordu. Çünkü doğup büyüdüğüm memleketimde kışın inşaat çalışmasına elverişli iklim şartlarına sahip değildi. Malum, karasal iklimde kışın ne tarla ekilir, ne de inşaat çalışması olurdu. Neyse ki, Bayburt’ta yaz sezonu inşaatlarda zaman zaman beraberce çalıştığım bir arkadaşın bir gün bana Giresun organize sanayi inşaatında Bayburtlu hemşehrilerimizin çalıştığından söz