Esra Kahya’dan okuduğum üçüncü kitap olan “Bir İntihar Çok Ölüm” aslında bundan 5 yıl önce basılmış çok başarılı bir ilk roman. Öyle ki bu başarısını 2021 yılında Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Ödülü’nü kazanarak kanıtlamış.
“Kambur” adıyla yayınlanan bu ilk ve tek baskı, şanslı bir azınlık tarafından okunarak dilden dile anlatılırdı. Nihayet geçen cuma itibariyle yepyeni ve geliştirilmiş bir versiyonu bizlerle buluştu ve bu sayede iyi bir roman okuyabilmenin keyfine varabildik.
Diğer kitapları ile kalbime taht kuran, hikaye anlatıcılığı ile mest eden, en trajik anlarda bile nüktedan dili ile gülümseten sevgili Esra Kahya, daha ilk kitabıyla muazzam bir iş ortaya çıkarmış.
Başta ailesi olmak üzere toplum tarafından dışlanan kambur Acibe’nin intiharı ile başlayan ve bu intihar ile ailenin bilinmeyen sırlarına uzanan müthiş bir kurgu okuyoruz. Anne, baba, eş, sevgili, evlat olabilmek üzerine pek çok sözü olan, görünen marazlar ile görünmeyen arazlar arasında ince sızılı bağlantılar kuran ilişkilerle sınanıyoruz.
“Tepsideki Melek” için atılan tohumları fark etmek ve olayları her karakterin kendi gözünden görebilmek mükemmeldi. Finalde yüksek düzeyde devam kitabı sinyali alıyor olmam doğru bir tespittir umarım zira bu hikayede bir okur olarak bilmemiz gereken daha çok şey olduğunu düşünüyorum.
Makul bir saatte başlasam tek solukta okuyacağım, merak duygusunu epey diri tutan, elimden bırakamadığım şahane bir kitap okudum. Tıpkı diğer Esra Kahya kitaplarında olduğu gibi…