Ayşe Hümâ

Ayşe Hümâ
@humaasen
Mali Müşavir
İstanbul Üniversitesi
İstanbul
7 Ağustos
42 okur puanı
Haziran 2024 tarihinde katıldı
Beni kalbine mühürle... Sevgi, ölüm kadar güçlüdür.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Aklınızı kaybetmenize neden olacak şeyler vardır ya da kaybedecek aklınız yoktur.
Alıntı
Aramızda tıp mesleğinden olanların ilk öğrendiği şey buydu: “Kitaplar yalan söylüyor!” İnsanın şu kadar saat uyumaksızın yaşayamayacağı söylenirdi. Kesinlikle yanlış! Kesinlikle yapamayacağım şeyler ol­duğuna inanırdım: Şunsuz uyuyamam ya da şununla veya bu­nunla yaşayamam. Auschwitz kampındaki ilk gece yattığımız ya­taklar, ranzalar halinde düzenlenmişti. İki-iki buçuk metre kadar olan her bir ranzada, kuru tahtanın üzerinde dokuz kişi yatmış­tık. Her dokuz kişi için iki battaniye verilmişti. Elbette sıkışıklık­tan ötürü sırt sırta, üst üste yatıyorduk, bu da acı soğuk nedeniy­le avantajlı bir durumdu. Ranzalara çıkarılması yasaklanmış ve gün boyunca çamura bulanmış olmasına karşın, bazıları ayakkabılarını yastık niyetine kullanmıştı. Bunun dışında, kafalarımızı neredeyse çıkık hale gelen kollarımızın üzerine dayamak zorundaydık. Yine de uykumuz gelmiş ve birkaç saatliğine acıları alıp götürmüştü. Nelere dayanabileceğimize ilişkin birkaç benzer sürprizden daha söz etmek isterim: Dişlerimize bakma olanağımız yoktu, yine de buna ve ağır vitamin eksikliğine rağmen diş etlerimiz her zamankinden çok daha sağlıklıydı. Aynı gömleği, ta ki gömlek görünümünü tamamen yitirene kadar, altı ay giyiyorduk. Su borularının donması nedeniyle günlerce yıkanamamıza rağmen, toprakta çalışmaktan kirlenen ellerimizin üzerinde oluşan yara ve sıyrıklar (soğuk ısırması olmadığı sürece) iltihap kapmıyordu. Ya da örneğin yan odadan gelen cılız bir sesle uyanacak kadar uykusu hafif biri, kulağının dibinde gürültüyle horlayan bir yoldaşa yaslanıp deliksiz bir uyku çekebiliyordu. Şimdi bize, insanı kabaca her şeye alışabilen bir varlık olarak tanımlayan Dostoyevski'nin sözlerinin doğru olup olmadığı sorulursa, cevabımız "Evet, insan her şeye alışabilir ama nasıl olduğunu bize sormayın" olacaktır.
Alıntı
İnsanın, "her şeyden yoksun kalmış yaşamından başka, kaybedecek hiçbir şeyi olmadığını" ansızın kavradığı zaman neler yaptığını görürsünüz.
Alıntı
Aşk ne kadar kısa ve unutmak ne kadar uzun. Pablo Neruda
1000Kitap