Nazım Hikmet, "Büyük İnsanlık" şiiri ile bu eşitsizliği yalın ama sarsıcı bir dille ortaya koyar. Süslü sözlere başvurmaz; çünkü anlatılan hayatlar zaten yeterince ağırdır. Dil olarak bakıldığında şiir son derece sade, konuşma diline yakın ve doğrudandır. Bu sadelik, şiirin etkisini azaltmaz; tam tersine okurun kalbine daha hızlı ulaşmasını sağlar. Şiir bir estetik gösteriden çok, bir vicdan çağrısıdır. “Büyük İnsanlık”, okuru pasif bir izleyici olmaktan çıkarır. Şiiri okurken insan kendine şu soruyu sormadan edemez:
Ben neredeyim ? Büyük insanlığın içinde mi, yoksa ona sırtını dönenlerden biri mi ? Sonuç olarak, Büyük İnsanlık sadece bir şiir değil; bir duruş, bir bakış açısıdır. Nazım Hikmet, bu eserle insanlığın gerçek yükünü taşıyanları görünür kılar ve okuru hem sarsar hem de düşünmeye zorlar. Bugün bile güncelliğini koruması, onun ne kadar evrensel ve zamansız bir şair olduğunun kanıtıdır. Umut dolu kitaplara, keyifli okumalar...