Çok şey söylemek istiyordum aslında. Ama çok şey söylemek gelince içinden, susmalıydı insan. Birine çok şey söylemek istemek, o birini haddinden fazla önemsemekti çünkü. Böyle aşırı önemseyen, kaybetmemek için ne yapacağını bilemezdi. Hata üstüne hata yapardı o yüzden. Ve sonunda muhakkak kaybederdi. Çok korkuyordum kaybetmekten. Susacak kadar çok.
Nasıl başlayacağı ve nerede biteceği kestirilemiyordu, ama bütün aşklar ve heyecanlar sonunda duruluyordu işte. Başka türlüsü mümkün değildi. Kalp, hep aşka düştüğü ilk anki gibi atmaya kalksa, kalp krizi ortalaması on beş yaşa filan düşerdi.