“beklerken birkaç saat geçti. yanımdan üç-beş otobüs, beş-on kedi, yirmi-otuz insan geçti. parkın üzerinden siyahın bir sürü tonu geçti. sıkılıp eve döndüm, kumandaya gitti elim, ekrandan peş peşe programlar geçti. önümden elinde çay bardağıyla annem geçti. uzaktan trenler geçti. içimden kısık sesle söylenen şarkılar geçti. hatta bir ara içim geçti. beklerken bir sürü şey geçti, zaman bir türlü geçmedi. ’’
“özülüyorum lan! çok özlüyorum. başka türlü bir özlemek bu ama. hani böyle herkesin herkesi özlediği gibi değil de sadece ben böyle özlermişim gibi. ’’