Vaat ile bu kez Güney Afrika’ya uzandık. Damon Galgut’dan okuduğum ilk eser olan bu roman, sade ve anlaşılır diliyle dikkat çekiyor. Yazar, anlatımını tek bir karakter üzerinden derinleştirmek yerine farklı karakterler arasında geçişler yaparak kurmayı tercih etmiş. Bu tercih, tam bir karakterle bağ kuracakken anlatının başka bir karaktere kayması nedeniyle okurda bilinçli bir yüzeysellik hissi yaratıyor.
Roman, Güney Afrika’da bir çiftlikte yaşayan bir ailenin zamanla azalışını ve annenin, çiftlikte çalışan Salome adlı hizmetliye ölmeden önce verdiği ev sözünü merkezine alıyor. Dört bölümden oluşan kitapta, her bölüm bir ölüm ve bir cenaze töreni etrafında şekilleniyor. Bu cenazeler aracılığıyla farklı inançlara ve ritüellere de yer veriliyor. Hatta baba karakterinin ölümü esnasında, bizim kültürümüzde de sıkça yer bulan bir ayetin kullanılması, metnin kültürlerarası bir selam niteliği taşımasını sağlıyor.
Metnin arka planında ise Güney Afrika’nın sosyal ve kültürel dönüşümüne tanıklık ediyoruz. Romanın merkezindeki “vaat”e dönecek olursak; ailenin Amor dışındaki tüm üyeleri bu sorumluluğa kayıtsız kalırken, en sonunda bu sözü yerine getiren kişi Amor oluyor. Kitap, yalnızca maddi mirasın değil, verilen sözlerin de bir miras olduğunu hatırlatıyor. Geciken adaletin yarattığı kırgınlık ise romanın sonunda Salome’nin oğlu üzerinden etkili bir şekilde dile getiriliyor. Keyifli bir okumaydı