"Yaşam konusunda bir fikrin vardı; içinde bir inanç,bir beklenti yaşıyordu; eylemlere, acılara, ve özverilere hazırdım. Ama yavaş yavaş anlafın ki, dünya hiç se senden yana eylemlerde ve özverilerde bulunmanı istemiyor; yaşam kahraman rollerine ve benzeri şeylere yer veren bir kahramanlık destanı değil, insanların yiyip içmeler, kahve yudumlamalar, örgü örmeler, iskambil oynamalar ve radyo dinlemelerle yetinip hallerine şükrettikleri rahat orta sınıf evidir.
kamuoyu ve ahlakıyla sürekli ve amansız çatışma içinde tek başına biri olup çıktım. Eskisi gibi burjuvazinin çizdiği sınırlar içinde yaşasam bile, tüm duyhu ve düşüncelerimle bu dünyanın ortasında yine de bir yabancıya dönüştüm
Yazıklanacak pek birşey yoktu, geçip gitmiş hiçbir şeye yazıklanmamak gerekiyordu. Yazıklanılacak tek şey şimdi'ydi , bu gün'dü, yitirdiğim, sadece edilgen bir tutumla katlandığım, bana ne armağanlar sunmuş, ne beni fazla sarsmış bu sayısız saatler ve günlerdi.