"Hyunjin niye beni bırakmayın kalktın!" dedim kıpkırmızı gözlerle ve devam ettim "hani hep diyordun ya bana beni bırakma diye. Peki sen hyung, canımı nasıl yaktığını biliyor musun?"
Başını eğdi ve burnunu çekti.
"Özür dilerim jeongin. Dayanamıyordum gerçekten. Kendimi yapayalnız hissettim. Elinden başka bir şey gelmedi jeongin. Özür dilerim" dedi yalvarır gibi sonra gözyaşları takip etti bu sözlerini.
"Aptal! Beni hiç mi düşünmedin, hiç mi sevmedin?" derken hastane yatağında yatan hyunjin'e sarılıp ağlamaya başladım. İkimizde hüngür hüngür ağlıyorduk. Sargılı elleriyle yanaklarımdan süzülen yaşları sildi.
"Jeongin bana bak.. Şimdi senden tekrar ve tekrar özür diliyorum. Önümüzde uzun bir gelecek var. Tut elimi ve birlikte tüm engelleri aşalım olur mu? Hem yalnız değiliz ben her şeyin değerini, kıymetini yeni anlıyorum. Biz sekiz kişi birlikte bu yola devam edeceğiz" ellerini tuttum.
"Bir daha intihara kalkışma hyung sakın! O zaman kendimi de, seni de asla affetmem.. Seni kaybedemem anlıyor musun?" gözyaşları içinde gülümsedi.
"Anlıyorum.. sevgilim." dediği anda gözyaşlarımı bıraktım artık. O gece hastanede, o korkunç binada hyunjin'in yanında uyuyakaldım. Soğuk bir geceydi ama hyunjin'in sıcak ellerinr sahiptim, onun sıcak koynuna sahiptim. O iyileşicekti ve biz geri dönecektik. Şunu bir kez daha anladım ecrübe kazanıyorduk yaşadıkça. Ve bu bize çok acı veriyordu..