17. yüzyıla gelindiğinde Veysel Karanî'nin ailesi olduğunu söyleyen söz konusu bu aile Osmanlı Sultanı I. Ahmed'in (1012-1026/1603-1617) fermanıyla İstanbul'a çağrılınca bunlar kendileriyle beraber hırka-i şerifi de İstanbul'a getirmiştir. Daha önceleri hırka-i şerifi evlerinde muhafaza eden Veysel Karanî ailesi İstanbul'a yerleştikten sonra da bir müddet bu âdeti sürdürmüştür. Ancak Osmanlılar 18. yüzyılda hırka-i şerif için bir yer inşa ettirerek burada onu muhafazaya alıp Ramazan aylarında ziyarete açmıştır. 1138/1725-1726 yılında 1. Ahmed (1132-1149/17031730) döneminde hırka-i şerife ait bir vakıf kurulmuştur. 1194/1780 yılında I. Abdülhamid zamanında (1188/1203/1774-1789) hırka-i şerif ziyaretini kolaylaştırmak için yeni bir yer inşa edilmiş, daha sonra 1227/1812 yılında II. Mahmud döneminde (1223-1255/1808-1839) bu yer yenilenmiştir. 1263/1847 yılında Sultan Abdülmecid (12551277/1839-1861), hırka-i şerif için cami inşa etmeye karar vermiş ve günümüz Hırka-i Şerif Camii inşaatı 1267/1851'de tamamlanmıştır. Külliye şeklinde inşa edilen Hırka-i şerif Camii'nde hırka-i şerifin korunması ve ziyaret edilmesi için birçok birim planlanmıştır. Bu çerçevede caminin çevresinde bir hünkâr kasrı, Veysel Karanî ailesinin temsilcisi için bir konak, hırka-i şerifi koruma görevlilerinin jandarma kışlası ve diğer görevliler için bazı odalar yapılmıştır. Bu camide Ramazan ayının on beşinci gününden itibaren hırka-i şerifin ziyarete açılması âdet hâline getirilmiştir..
Mart çok kaypak bir aydır.
Kışla bahar arasındaki dikiştir ama dikiş kelimesi akla düzgün bir kenarı getirirken, ocak ayının sert rüzgârları ve haziranın yeşilliği arasında çılgınca savrulan mart, daha çok titreyen bir elin attığı bir dizi kaba dikiş gibidir. Dışarıya adım atana kadar sizin neyi beklediğini bilemezsiniz.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mart çok kaypak bir aydır.
Kışla bahar arasındaki dikiştir ama dikiş kelimesi akla düzgün bir kenarı getirirken, ocak ayının sert rüzgårları ve haziranın yeşilliği arasında çılgınca savrulan mart, daha çok titreyen bir elin attığı bir dizi kaba dikiş gibidir. Dışarıya adım atana kadar sizi neyin beklediğini bilemezsiniz.
Şimdiki medeni insanların eğitimleri, sahibinin elindeki koca sopadan korkarak boyun eğmiş görünen, fakat fırsat buldukça dişleri sökülmüş ağzıyla eğiticisinin elini ısırmaya atılan ayının haline benziyor.
Huzurun ruhu bir bulut gibi indi gökten üstüme çünkü eğer huzurun ruhu herhangi bir yerde bulunuyorsa orası ekim ayının güzel bir sabahında Oxbridge'in bahçeleri ve dikdörtgen avlularıdır.