Aldığı/aday gösterildiği ödüller ve sosyal medyadaki popülerliği beni de Shelby van Pelt'in ilk kitabı olan Remarkably Bright Creatures'ı, ya da Türkçe adıyla Olağanüstü Akıllı Yaratıklar'ı okumaya ikna etti. Kitabın İngilizcesini okuyup gayet beğendim. Hem olay örgüsü hem de karakterler bakımından hoşuma gitti. İki karakterimizin tanışmasından sonraki bölümler, öncesine kıyasla çok daha sürükleyiciydi. Dili de bence oldukça anlaşılırdı, İngilizce okumayı düşünüyorsanız bir göz atabilirsiniz.
Gel gelelim benim bu gönderiyi yazma sebebime. Belki görmüşsünüzdür, filmi de yakın zamanda çıktı. Ben de kitabı bitirdikten sonra onu da izleyeyim dedim. Daha dün kitabı bitirdim, olaylar aklımda tazeyken hemen peşine filmi izledim ve maalesef beğenemedim. Eğer kitabı okumamış olsaydım belki "fena değil" derdim ama benim beklentilerimi şu haliyle hiç karşılamadı.
Bir romanı ekrana uyarlarken elbette bazı unsurların değişmesi gerektiğinin farkındayım. Birebir uyarlamak pek mümkün değil ancak bence burada fazla değişiklik yapılmış. Öncelikle karakterlerin yansıtılış şekline değinmek istiyorum. Tova'yı ben; ilk tanıdığımızda biraz sert, ama özünde naif ve sessiz sakin bir insan olarak hayal etmiştim. Filmde ise bence bayağı çirkef bir teyze yapmışlar. Verdiği tepkilerin seviyesi kitaba göre çok abartılıydı. Cameron'ın da güya çok zeki olması gerekirken bu yönüne filmde doğru düzgün değinilmemişti.
Olay örgüsü de, yazar ben olsam "hayır" diyeceğim kadar değişmişti. Mesela Ethan ve Cameron'ın araba yolculuğunu ya da Simon'la buluştukları barı görmeyi isterdim. Ayrıca kadın-erkek arkadaşlığı sanki var olamazmış gibi bir algı var herhalde. Çünkü ne zaman filmlerde ya da dizilerde yakın arkadaşlarla ilgili bir şeyler olsa ya sonunda sevgili oluyorlar ya da arkadaşlardan birinin