Bir vapur kalın ve boğuk boğuk öttü. Yaratıklardan bir tavus kuşu, çirkin sesleri içinden en kalın olanıyla karşılık verdi bu düdüğe.
"Kendisi gibi garip bir kuş sandı arabalı vapuru, albayım. Uzak ülkesinin özlemiyle karşılık verdi ona. Hüzünlü bir çağırış sandı vapur düdüğünü. Ben de hüzünlüyüm, ben de hüzünlüyüm dedi bu kocaman, bu yüzen kuşa. Ben de karada yalnızım. Sinirlenme garip kuş."
(...)
Hikmet, tavus kuşuna durumu açıklamaya çalıştı: Bak garip kuş bunlar farklı yaratıklar, adları bile aynı değil."