“ Yutkundukça büyüyen bir şey gibi boğazımda
yutkundukça büyüdü o şey göğüs çeperimde
kalp seviyemin üstünde
dil seviyemin altında
çanların, valslerin, boleronun
ve diş takırtılarımın
frekansı aynıydı belki
belki mânâsı aynıydı
lakin yine belki
hitap ettikleri kesim farklıydı
ne belli?
belki de bu yüzdendi
dışlanmışlığı kelimelerimin!
Kokularla devam etti baştan çıkışlarımın evrimi
otların kokusu, odaların kokusu
çürük okul binalarının ve osuruk kokan sınıfların kokusu
ilk sevdiğimin kokusu
tabakhanelerin, kahvehanelerin, kütüphanelerin,
ibadethânelerin
şeker fabrikasının, gübrelerin ve küpelerin
ve annemin
kokularıyla tanıdım uzun müddet etrafı
gözlerime yoldaş edip kokuları
yan yana durup
dikime dikime bakıp
gerime gerime geri koklayarak
anladım, anımsadım, anlattım
ya da anlattım sandım
içimden geçenleri. ” ✨
İnsanların beni sevdiğini bilsem bile, insanları sevmek yeteneğim, sanırım yoktu. (Aslında, dünyadaki insanların, 'sevgi' yeteneklerinin olup olmadığı konusunda şüphelerim var).