“Ta beşikten mezara dolandırıldığımızı biliyoruz. Yine de yaşamayı sürdürüyoruz. Sen yalnızca inci alıcılarına meydan okumadın, bütün bir yapıya, bütün yaşam biçimine meydan okudun. Senin adına korkuyorum.”
Kino, büyük hasır şapkasını taktı, eliyle bir yokladı, düzgün takmış mıydı acaba, öyle serseri, sorumsuz, bekâr bir delikanlınınki gibi geriye ya da yana kaykılmamalıydı şapka, ihtiyar adamlarınki gibi basık da durmamalıydı, saldırganlık, ciddilik ve dinçlik habercisi olarak azıcık öne doğru eğilmeliydi. Bir şapkanın duruş biçiminden, giyen adam konusunda bir sürü şey öğrenilebilir.
Tasarlamak gerçek bir şeydir; açığa vurulmuş düşler, denenmiş demektir. Bir hayal bir kere düşünülmeye görsün, öbür gerçeklerin arasındaki yerini alır ve bir daha asla yıkılmaz ama kolaylıkla saldırıya uğrayabilir.