Benim canım serim artık bitti. Yeni kitap gelir mi bilmiyorum ama hikayesi devam edecek biri kalmadı grupta bu yüzden gelmez diye tahmin ediyorum. Seri boyunca bütün kitaplarını çok ama çok severek okudum. Hepsi de birbirinden güzeldi ama açık konuşayım ilk kitabın yeri bende çok ayrı. Birde dördüncü kitabı baya çok seviyorum.
Bu kitapta arkadaş grubumuzdan Colton Wheeler çok ünlü bir Country şarkıcısı fakat son bir kaç yıldır müzik kariyeri pek iyiye gitmediği için kayıt şirketiyle arası kötü. Gretchen ise işinde çok başarılı bir göçmen avukatı. İkisinin yolları bir düğünde denk geliyor ama düğün sonu Gretchen, Colton ile tekrar görüşmek istemediğini söyler ve böylece çiftimiz bir yıl boyunca birbirinden haber alamaz.
Daha sonra bir iş mevzusu yüzünden bir araya gelmek zorunda kalırlar. Colton için iyi ama Gretchen için aynı şeyi söyleyemeyiz.
Bu ikisinin arasında ki ilişki beni mutlu etti. Gretchen acaba saçmalık yapar mı diye bekledim ama baya olgun biri olduğu için hikaye güzel ilerledi. Eski kitaplarda ki karakterlerin arada gelip konuşması, hikayeye dahil olması çok güzeldi. Vlad beni baya güldürdü bu kitapta.
Ve Gretchen’in deccal ailesi gerçek mi ya? Şok geçirdim. Kaç kurtar kızım kendini şunlardan deyip durdum kitabı okurken. Allah düşmanımın başına vermesin öyle diyim.
Kitap resmen akıp gitti elimden. Ben bu yazarın dilini ve hikayeyi anlatışını baya seviyorum. Keşke fiziksel olarak kitaplar elimde olsa ama ben hepsini e-pub okudum. Eğer alabilirsem orijinal dilinde bütün seriyi alıp saklamak istiyorum. Bu seriyi okuyun asla pişman olmazsınız. Hem komik hem hikayesi çok güzel. Hangi karakteri seveceğinize karar veremiyorsunuz.
Briseis. Troya savaşı sonrası esir alınan kadınlardan biri. Savaş öncesi soylu bir ailenin kızıydı fakat sonrası savaş ganimeti olarak Akhilleus’a verildiğinde hayatı tamamen değişiyor. Kitabın ilk bölümlerini okurken çok üzüldüm gerçekten. Herkes savaşı konuşuyor ama kimse savaş sonrası esir alınan kadınları, çocukları konuşmuyor. Hepsi babalarını, eşlerini, erkek kardeşlerini gözleri önünde katledilirken izliyor. Sonra yeni hayatlarına hemen alışılması bekleniyor. Tabi yeni bir “hayat” denilirse.
Kitap Briseis’in ağzından bize anlatılıyor çoğu bölümde ve o bölümlerde baya akıcı. Akhilleus’un ağzından olan kısımlar da güzeldi ama ben böyle konusu olan bir kitapta sadece Briseis’i okumak isterdim sanırım.
Briseis’in kendine yaptığı ağır konuşmalar beni çok etkiledi. Sanırım kitabı bir kadın olarak okuyunca daha çok etkiliyor sizi. Bende baya etki bıraktığı kesin. Akhilleus’u sevemedim, sevecek bir yanıda yok benim gözümde zaten. Yaptığı tek şey savaşmaktı onuda kitabın sonlarında bırakıyor zaten. Böyle karakterleri sevemiyorum. Ve bir de Patroklos var tabi. Köle kampında Briseis’e adam akıllı davranan tek kişi. (Kadınlar dışında) Ara sırada onunda bir insan olduğunu hatırlatan karakter. Akhilleus ile olan ilişkisi çok değişikti hele son sayfalarda bazı şeyleri okurken şaşırdım. Akhilleus’un yas süreci vs.
Bu arada okuyup bitirdikten sonra seri olduğunu öğrendim kitabın. İkinci kitabı alır mıyım bilmiyorum ya emin olamadım. Ama bu kitabı beğendim özellikle dili baya akıcı. Herkese öneririm, okuyanlara şimdiden iyi okumalar.