Ne kadar çok şeyi sadece başkaları satın aldığı ve pek çok evde olduğu için ediniyoruz. Pek çok sorunumuz başkalarını örnek aldığımız gerçegiyle açıklanıyor. Aklın izini sürmek yerine gelenekler tarafından yanlış yönlendiriliyoruz. Bir şeyi yalnızca birkaç kişi yapsa onları taklit etmezdik. Ancak çogunluk belirli bir şekilde davranmaya başladığında, sanki bir şey daha sık olduğu için daha onurlu olmalıymış gibi biz de onların izinden gidiyoruz.
Bizler kozmik bir yolculuğa çıkmış gezginleriz, sonsuzluğun girdabında dönüp duran, dans eden yıldız tozuyuz... Yaşam sonsuzdur. Ama yaşamın açığa çıkış şekilleri kısa ömürlü, anlık ve geçicidir.
Âşk ile çalışırken bir ney olur insan, saatlerin fısıltısı müziğe dönüşür neyin yüreğinde. Peki nedir aşk ile çalışmak? Yâr giyecekmiş gibi dokumaktır kumaşı, nakış işler gibi kalpten…
Rob İsfahan’da giderken yolun yarısında durup alçak bir duvarın üstüne oturarak, Kuran’ın her şeyi yasakladığı ve insanların her şeyi yaptığı bu tuhaf şehri düşündü. Bir erkeğin dört karısı olmasına izin verilmişti ama birçok erkek başka kadınlarla yatmak için ölümü göze alıyordu, Alâ Şah ise herkesin gözü önünde istediğini düzüyordu. Peygamber şarap içmeyi günah saymıştı ama bu ülkede herkes şaraba bayılıyordu ve nüfusun büyük bir kısmı aşırı içiyordu ve Şah’ın kaliteli şaraplarla dolu geniş bir mahseni vardı.