Yabancısı olduğum memleketlerde, dilini de kültürünü de bilmediğim insanların arasında, taşlarına daha önce hiç basmadım kaldırımların üzerinde attığım her adımla güçleniyordum. Güçlenmek böyle bir şeydir belki de. Yaralarını kendin sarmakla, unuttuğun kaslarını çalıştırmakla, hiç kullanmadığın kanatlarını çırpmakla ilgilidir belki, olamaz mı?
Zamanla çok daha iyi öğrenecektim ki yolun belirsizliği aslında yolun bütün güzelliği...Yol belirsiz olduğu için mucizelere açık, karşılaşmalara açık. Tıpkı hayat gibi...Garanticiliğin, hayatı nasıl da sıkıp boğduğunu, mucizelerin önünü kestiğini ve mutsuz ettiğini anlayacaktım.