Herkesin hayatında en az bir kere çok sevdiği birini kaybederse ne hissedeceğini, onsuz ne yapacağını düşündüğü bir zaman olmuştur. Zaten bu an o kadar kısa sürer ki düşünmenle o düşüncenin içinden çıkman bir olur. Kalbin sızlar, ellerin titrer, birkaç saniyeliğine tuttuğun nefesin ittirilmiş bir güçle dışarı taşar ve o düşünce hiçbir iz bırakmadan uçar gider. Çünkü korku ve sevgi aynı yerde barınmaz. Sevginin büyümesi için korkunun ölmesi gerekir ve o da üzerine düşen şeyi hakkıyla yapar ve ölür. Biz de hayatımızdaki insanlara sonsuz ömür biçildiği yanılgısına böyle düşeriz. Halbuki ne insanlar ölümsüzdür ne de hayaller... Hepsinin ölmesi içn gerekli bir zaman vardır ve birinin ölmesi, diğerinin ölmesi için yeterlidir.