“Here I am, a bundle of past recollections and future dreams, knotted up in a reasonably attractive bundle of flesh. I remember what this flesh has gone through; I dream of what it may go through.” ~ Sylvia Plath
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Belki de kendimizi her şeyi isterken bulmamız aslında hiçbir şey istememeye tehlikeli ölçüde yakın olduğumuzdandır. Hiçbir şey istememenin iki zıt kutbu var: kişi fazlasıyla dolu ve zenginse ve iç dünyası zevk almak için dış dünyaya ihtiyaç duymayacak kadar çeşitliyse; çünkü zevk insanın benliğinin özünden doğar. Diğeriyse, kişi ölüyse ve içi çürümüşse ve dünyada hiçbir şey kalmadıysa: İnsanın o kırgın ruh dünyasının kurtlanmış özüne ulaşabilecek bütün kadınlar, yiyecekler, güneş ya da akıl oyunları yitip gittiyse.
Burada böyle oturup kendimle içimde olmadığını adım gibi bildiğim şey arasında hırpalanıp durmak zorunda olduğum için kendimden nefret ediyorum. İşte buradayım, makul ölçüde cazip bir tenle sarıp sarmalanmış, geçmişin hatıraları ve geleceğe dair hayallerden bir demet halindeyim. Bu tenin neler görüp geçirdiğini hatırlıyorum; daha neler görüp geçireceğini hayal ediyorum. Görme sinirlerinin, tat alıcılarının, duyusal algının eylemlerini buraya kaydediyorum. Ve, düşünüyorum: Ben, bu muazzam madde okyanusunda varlığının farkına varma yetisi bahşedilmiş alelade bir su damlasından başka bir şey değilim. Milyonlarcası gibi ben de, doğduğumda her şey olabilme olasılığına sahiptim. Ben de çevrem ve kalıtımın kaçınılmazlıkları tarafından güdük bırakılmış, kısıtlanmış olarak, eğilip büküldüm. Ben de birlikte yaşayacağım bir dizi inanç ve ölçüt bulacağım, ancak bunları bulmanın vereceği o asıl memnuniyet, sığ ve iki boyutlu bir yaşamla - bir değerler bütünüyle nihayete ulaştığım gerçeğiyle bozulacak.