Liz

Liz
“Here I am, a bundle of past recollections and future dreams, knotted up in a reasonably attractive bundle of flesh. I remember what this flesh has gone through; I dream of what it may go through.” ~ Sylvia Plath
9/10
·344 syf.··
2026 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 14:34
Kristof’un bu üçlemesi son zamanlarda okuduğum en sarsıcı kurgulardan biri oldu diyebilirim. Benim için bu eseri bu kadar etkileyici yapan ilk şey konunun tarihe ve savaşa dayanmasından ziyade yazarın olayları ve karakterleri ele alış biçimi oldu. Kurgu için diyebileceğim bir şey yok bence zaten, üç yüz kırk sayfa boyunca aynı merakla okudum. Öncelikle kitapta herhangi bir ülke, şehir, dil, veya ırk adı geçmiyor. Zamansal olarak herhangi bir bilgi de bulunmuyor. Bu tarz belirleyici unsurlar hakkında birtakım çıkarımlar yapabiliyoruz sadece, mesela hikayenin Orta Avrupa’da geçmesi ve bahsedilen savaşın İkinci Dünya Savaşı olması üzerine hemfikir olunabilir. Yazar bu bilgileri vermeyerek savaş ve onun etkileri üzerine baya evrensel bir anlatım yaratmış. Sonuçta coğrafyadan bağımsız baktığınızda savaş her yerde savaş, insan her yerde insan. Bunun dışında beni en çok etkileyen Kristof’un anlatımı oldu. Çok açık, yalın, yer yer rahatsız edici. Anlattığı hikaye, karakterler ve olaylar ağır olmasına rağmen okurken sayfalar akıp gidiyor. Betimlemeleri ve olay örgüsünü anlatışı tarafsız, ajitasyon yapmıyor, bu yüzden de çoğunlukla okuduğum şeyler (ölüm, cinayet, tecavüz, ensest, vs.) acımasız bir yalınlıkla rahatsızlık veriyordu. Özellikle yer yer hassaslık gerektiren olaylarda anlatımının çok açık ve sert olması çoğu okuru rahatsız edecektir ve bu kadarına da gerek var mı diye düşündürtecektir diye tahmin ediyorum. Ama ben savaş, ölüm, insanlık, vs. üzerine bir kurgu yazıyorsak bu sertliğin realist olduğunu ve işlevsel olabileceğini düşünüyorum. Belki de tarih ve insanlık için hassas ve travmatik olan konuları romantize etmek yerine açık ve sert bir şekilde işlersek ciddiyetlerini ve ağırlıklarını korurlar.
İnceleme
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·304 syf.··
2024 24. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2024 21:00
Jonice Webb bu kitapta çocukluktaki, fiziksel değil, duygusal ihmalden dolayı oluşan boşluk hissini altbaşlıkları ve maddeleri ile çok açıklayıcı bir şekilde tanımlayıp kitabın sonunda da hem bu histen muzdarip olanlar hem de terapistler için güzel tavsiyeler ve iyileşme adımlarından bahsetmiş. Sadece toplumsal değil evrensel de olarak ebeveynler istemsiz olarak çocuklarının duygusal ihtiyaçlarını gözden kaçırabiliyor. Zorlu hayat şartları, yetersiz farkındalık, yetiştirilme şekilleri ve benzeri sebeplerden dolayı çoğu ebeveyn çocuklarının yalnızca fiziksel ihtiyaçlarını karşılamaktan ileriye gidemeyebiliyor. Bu nedenlerden dolayı da bireylerde çoğu zaman tarif etmekte zorlandıkları ya da hiç farkında olmadıkları boşluk hissi oluşuyor. Webb bu boşluk hissine sahip olmanın ya da ebeveyn olarak buna bir şekilde sebep olmanın normal olduğunu, önemli olanın bizim bu duyguları farkına varıp başa çıkmaya karar vermemiz olduğunu belirtiyor. Bu boşluk hissine sahip olun ya da olmayın; kendimizi, ailemizi ve çevremizdekileri daha iyi anlayıp sağlıklı ilişkiler kurabilmek adına okunmasının faydalı olabileceğini düşündüğüm bir kitap.
İnceleme
Boşluk HissiJonice Webb · Sola Unitas Yayınları · 20214,015 okunma
7/10
·128 syf.··
2024 17. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2024 21:15
Dazai bu kısa romanında yarattığı karakter ile aslında kendi hayatını, iç dünyasını, ilişkilerini, bağımlılıklarını anlatmış. Yani direkt olarak bu otobiyografik bir romandır demiyor ama Dazai’yi biraz bile biliyorsanız Yozo’nun kendi yansıması olduğunu kolayca fark edebilirsiniz ki muhtemelen yazarın amacı da bu. Dazai, Yozo’yu üç zaman diliminde ele alıyor: Çocukluk, ergenlik (lise yılları) ve yirmili yaşları. Yozo hayatının her evresinde hayır diyemeyen, isteklerini dile getiremeyen, insanlardan korkan ve onlara güvenmeyen, çevresindeki insanların ve olayların akışında sürüklenen bir karakter. Hayatı boyunca gerçek kimliğini “soytarı” maskesi altında gizliyor. Aile dinamikleri, çocukluk travmaları ve onların yetişkin hayatındaki yansımaları, romantik ilişkileri, bağımlılıkları, depresyonu ve intiharları Dazai’nin hayatı ile mükemmel bir paralellik haline. Yozo’yu sevebilirsiniz de nefret de edebilirsiniz, aynı insanların Dazai’yi ya çok sevmesi ya da nefret etmesi gibi. Roman her ne kadar melankolik bir içeriğe sahip olsa da hem kısa olması hem de yazarın üslubu nedeniyle okurken beni hiç bunaltmadı. Bol bol psikolojik analiz yapılıp bağlantılar kurulabilinecek bir eser olmuş. Uzak Doğu edebiyatına pek ilgili değilim ama Osamu Dazai’nin diğer romanlarını da otobiyografik özelliğinden dolayı merak ediyorum ve okumayı düşünüyorum.
İnceleme
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,4bin okunma
9/10
·200 syf.··
2024 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2024 22:51
Edna Pontellier 27 yaşında evli ve iki çocuk annesi bir kadın. Yazıldığı zamanın - ve şimdinin de - toplumsal yapısına göre Edna’ya biçilen rol evini çekip çevirebilen şefkatli, anlayışlı ve sabırlı bir eş ve anne olması. Yani Edna’nın aklına ben kimim, ne yapıyorum, bu hayattan ne istiyorum gibi soruların gelmemesi gerekiyor ama geliyor işte. Hikaye de orada başlıyor aslında. Edna ilk başta varoluşsal sancılar çekiyor diyebiliriz. Ne olduğunu bilmiyor ama kendinde bir şeylerin yolunda gitmediğini anlıyor. Daha sonra bir takım olaylarla birlikte aslında içinde bulunduğu hayattan, evlilikten, annelik rolünün gerekliliklerinden memnun olmadığını fark ediyor. Uyanış da oralarda bir yerde gerçekleşiyor. Kendi arzularının peşinden gitmeye ve ayakları yere basan özgür bir kadın olmaya karar veriyor. Tabii sonra verdiği bu kararlar kendi temel değer yargılarıyla çelişiyor, son(u) da tam orada oluyor. Kate Chopin zamanına göre yeterince güzel bir toplumsal cinsiyet eleştirisi yapıp feminist bir perspektif sunabilmiş bence. Edna bir karakter dönüşümünden ziyade uyanış yaşıyor, silkelenip özüne dönüyor. Toplumun ondan beklentileri gerçek kimliğini ve yeteneklerini köreltmiş de o bunları fark edip üstüne gitmeye başlayınca tekrar kendini buluyor sanki. Bir yandan da çok git gelleri var. Psikoloji ile biraz ilgiliyseniz Edna’nın iniş çıkışları, dramatik kararları, duygu patlamaları dikkatinizi çekmiştir. Bir psikoloji öğrencisi olarak bir tanı ile bağdaştırmak istersem bipolar bozukluk uygun olabilirmiş gibi görünüyor. Tabi burda olay hem biraz psikolojik hem de felsefik olabilir. Varoluşsal sancıları ve özgürlük arayışını daha felsefi bir bakış açısıyla ele alıp Edna’nın depresif ve manic dönemlerini romantik bir açıyla ele alanlar vardır mutlaka. Okurun ilgi alanı ve yorumuna
İnceleme
UyanışKate Chopin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,442 okunma