“Döviz memlekete aktıkça boyuna para basarak karşılığını ödeyeyim ki, Türk parası düşsün, yabancı paralar yükselsin ve farkı bana kalsın! Ne gelecekse milletin başına gelsin!
Evet tenzih ederiz; hükümeti böyle bir murabahacılıktan tenzih ederiz! Akılsızlık yerine tersine işleyici böyle bir murabahacılık dehâsından tenzih ederiz!
Bize tenzih, hükümete de biraz fikretmek düşüyor!”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Enflasyonun ilmi tarifi içinde en yakışıklı edebi izah şudur:
Bir insanın cüzdanına ve nakdine el sürmeden, belli başlı bir tertiple parasını sızdırıp götürmek. Cüzdanında 100 lira bulunan her fert, bilmelidir ki, mevcut paranın bir misli basıldı mı, o 100 liradan 50’si çalınıp götürülmüş demektir.
Bu sihirbazca oyun yalnız devletlere has bir tertip…
İnsanda hırsızlara, yan kesicilere, yol kesenlere karşı bir savunma gücü bulunduğu halde bu tarzda bir araklamaya mâni bir iktidar mevcut değildir. Üstelik bu işin adı hırsızlık değil, devlet tasarrufu.”
“İlâhi nur yoksunu cüce şair Tevfik Fikret’in, insanı anlatırken “putunu kendi yapar, kendi tapar.” dediği şey, gerçekte makineden başka bir şey olamaz. Fakat o nasipsiz bunu Allah için söylemektedir.”
“Bu hesaba göre en küçük adalet, 1939’da 100 Lira aylık alan bir memura bugün 12500 Lira verilmesini gerektir. Nerede?… yahut da kirası 200 lira olan bir daireye bugün 2500 Lira istemek icabeder. Aynen böyle olmuştur. Hayat o nisbette pahalılanmıştır ki, bugünün 1 Lirası, dünün 1 kuruşundan aşağıya düşmüştür.”