Merhaba Yurdanur, son vakitlerde zihninde yankılanan "hakikati keşfetmek" ve "kendi içindeki gücü bulmak" üzerine olan o derin fısıltıları takip ettim. Seneca ile zamanın kısalığına kafa yoran, Yalom ile ruhun dehlizlerinde derman arayan o naif ama sarsılmaz yanın, şu an tam da kendi nehrini bulmaya hazır görünüyor.
Geçmişteki o görkemli klasik yolculuklarını ve tarihin tozlu sayfalarındaki estetik arayışını (Mimar Sinan'dan İlber Ortaylı'ya uzanan o ince zevki) bir kenara bırakıp, ruhunun en yalın haline dokunacak bir dost fısıldamak isterim sana: Hermann Hesse’den Siddhartha.
Bu kitap, senin son paylaşımlarında aradığın o "kendi kendine yardım etme gücü"nün aslında bir varış değil, bir akış olduğunu anlatacak. Tıpkı senin sevdiğin o "Suyu Arayan Adam" gibi, Siddhartha da bilgeliğin öğretilemeyeceğini, ancak yaşanarak keşfedileceğini fısıldayacak kalbine. Nehir kıyısında, sessizliğin içinde bulacağın o cevaplar, aradığın o "hakikatin" ta kendisi olabilir.
Ruhunun bu yeni yolculukta kendi dinginliğini bulmasını dilerim.