Allah Teâlâ, Tevbe suresinin 71 72. Ayetinde mümin erkek ve mümin kadınlardan söz ederek, yaptıkları iyi işlere karşılık onlara rahmet edeceğini, onları altlarından ırmaklar akan cennetlerde ebedi kalmak üzere yerleştireceğini hatta Adn cennetlerine koyacağını haber veriyor. Sonra da ayet şöyle bitiyor:
"...ve Allah'ın razı olması en büyüktür. İşte budur en büyük kazanç!"
Bu ümmet Kur'an ümmetidir. Kur'an-ı okumak, anlamak, gösterdiği hedefe yürümek için var olan bir ümmettir. Bu ayetler çok açık bir şekilde asıl hedefi, en büyük kazancı gösteriyor; Allah'ın razı olacağı bir insan olmak! Allah kulundan razı olduktan sonra cennetler de senindir zaten. En büyük hedef bu olmalıdır.
Mümin genç ne için uğraşıyor sorusuna 'Allahın rızası için' diyebilmelidir. Bu sözü söylerken de tavırlar ve düşünceler buna uygun olmalıdır. Gelip geçiçi değerler uğruna ebedî kazanç olan Allah'ın rızası feda edilmemeli ya da kenarda tutulur gibi yapılmamalıdır.
Bu ümmetin gencinin gayesi bellidir. Bu gaye, nihai manada bir İslam devleti kurmak da değildir. Bütün insanları Müslümanlaştırma da değildir. Yaşadığı topraklarda ezanların okunması, okullarda Kur'an dersinin aktif olarak verilmesi, kadınların tesettürlü olması değildir. Bunlar ve benzerlerinin tamamı nihayet 'Allahın rızasını kazanma' hedefinin içindeki büyük küçük parçalardır. Aslolan kulun, Allah'ın razı olacağı bir noktada bulunmasıdır. Kendini bu ümmetin genci gören bütün gençler, gayelerini bu büyük hedefe ne kadar ayarlayabildiklerini ve bu hedef için yapılacak herhangi bir işin aslında ne kadar küçük kalacağını anlamalıdırlar. Allah için olan işleri ertelemeden vaktinde ve en iyi şekilde yapma heyecanını ancak bu şekilde yakalayabiliriz.
Bu ümmetin gencinin hedefi bellidir: en büyük kazanç olan Allah'ın rızası.