İlayda

İlayda
@iberya
Free Palestine
Allah Teâlâ, Tevbe suresinin 71 72. Ayetinde mümin erkek ve mümin kadınlardan söz ederek, yaptıkları iyi işlere karşılık onlara rahmet edeceğini, onları altlarından ırmaklar akan cennetlerde ebedi kalmak üzere yerleştireceğini hatta Adn cennetlerine koyacağını haber veriyor. Sonra da ayet şöyle bitiyor: "...ve Allah'ın razı olması en büyüktür. İşte budur en büyük kazanç!" Bu ümmet Kur'an ümmetidir. Kur'an-ı okumak, anlamak, gösterdiği hedefe yürümek için var olan bir ümmettir. Bu ayetler çok açık bir şekilde asıl hedefi, en büyük kazancı gösteriyor; Allah'ın razı olacağı bir insan olmak! Allah kulundan razı olduktan sonra cennetler de senindir zaten. En büyük hedef bu olmalıdır. Mümin genç ne için uğraşıyor sorusuna 'Allahın rızası için' diyebilmelidir. Bu sözü söylerken de tavırlar ve düşünceler buna uygun olmalıdır. Gelip geçiçi değerler uğruna ebedî kazanç olan Allah'ın rızası feda edilmemeli ya da kenarda tutulur gibi yapılmamalıdır. Bu ümmetin gencinin gayesi bellidir. Bu gaye, nihai manada bir İslam devleti kurmak da değildir. Bütün insanları Müslümanlaştırma da değildir. Yaşadığı topraklarda ezanların okunması, okullarda Kur'an dersinin aktif olarak verilmesi, kadınların tesettürlü olması değildir. Bunlar ve benzerlerinin tamamı nihayet 'Allahın rızasını kazanma' hedefinin içindeki büyük küçük parçalardır. Aslolan kulun, Allah'ın razı olacağı bir noktada bulunmasıdır. Kendini bu ümmetin genci gören bütün gençler, gayelerini bu büyük hedefe ne kadar ayarlayabildiklerini ve bu hedef için yapılacak herhangi bir işin aslında ne kadar küçük kalacağını anlamalıdırlar. Allah için olan işleri ertelemeden vaktinde ve en iyi şekilde yapma heyecanını ancak bu şekilde yakalayabiliriz. Bu ümmetin gencinin hedefi bellidir: en büyük kazanç olan Allah'ın rızası.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam

İlayda

, bir kitap okudu
Puan vermedi·216 syf.·
Beğendi
·
18 günde okudu
·
2026 5. kitabı
Nureddin Yıldız
9.4/10 · 502 okunma
Bizim nazarımızda ise hayatın her dönemi, kendine mahsus güzellikler ve imtihanlar getirir. Sakatlanıp yatağa mahkum olmadıkça Müslüman kendisini çalışmaz hale getirmemelidir. Allah Teâlâ İnşirah suresinde, bir işi bitirince diğerine geçmeyi emretmektedir. Yaşa ve sıhhata göre durum değişebilir ama Müslüman hep bir işin üzerinde olmalıdır. Boş vakit bulabilen Müslüman, sorunlu ve sorgulanacak bir Müslümandır.
Sayfa 216·Kitabı okudu
Alıntı
Her mümin, kendisini cehennemden korumakla yükümlü olduğu kadar aile fertlerini de korumak durumundadır. Eğer hayâsızlık, uçuruma sürüklüyorsa hayâyı korumak Allah'ın emri olmuştur. Hayâ üzerine kurulu bir aile düzeni kurmak, mümin bir hayat yaşamanın gereğidir. Baba, çocuklarının açılığından mesul olacağının şuurundaysa imana ait değerlerden birinin kaybından da mesul olacağının şuurunda olmalıdır.
Sayfa 207·Kitabı okudu
Alıntı
Mümini mümin yapan en hassas değerlerden biri de hayâdır. Sevgili Peygamber aleyhisselam efendimiz, hayâyı imandan bir bölüm olarak gösterirken biz Müslümanlar hayâyı veya hayâsızlığı sıradan ve kültüre ait bir değer olarak nasıl görürüz? Kur'an veya hadisin 'İslam'a ait' gördüğü ne varsa o, bizim için iman paralelinde muhafaza edilmesi gereken başlıklarımız arasında olmalıdır. Yuvalarımızda şekil değiştiren veya eriyen hayâ, okunmayan ezanlar, kılınmayan namazlar, kesilmeyen kurbanlar kadar endişelendirmelidir bizi. Hayâ duygusu, iman çatısı altında bulunan her müminin meselesidir. Her mümin, kendisini ve mesuliyeti altında bulunanları hayâlı halde bulundurmaya memurdur. Hayâ bizim için diplomadan, meskenden, maişetten sonra gelen bir mesele olamaz.
Sayfa 204·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam