• "Bilirsiniz ya haller sirayet eder"sözleriyle yüreğime konuveren Ayşe Şasa'ya
    Ayşe abla demek istiyorum müsadenizle(:.
    Ona Ayşe hanım dersem aramızdaki samimiyete engel olmuş olacak hissiyatı içindeyim.Hani kitapları okurken yazarıyla konuştuğumuz söylenir ya her kitap için bu sözün geçerliliğinin olmadığını düşünüyorum ama "delilik ülkesinden notlar"'da Ayşe ablayla çok güzel ve özel anlar yaşadım.Kitabı analitik olarak incelemekten ziyade her zaman ruhsal incelemenin Içimde sirayet ettiğini görüyorum.

    İçime sine sine,Içime aşk devşirircesine okudum,okudukça içinde bulunduğum dertlerin abartılı görüntülerinden utandım biraz da.Çünkü akılla imtihan anlıyorum ki bambaşka.

    Şizofren bir bedenin Allahı tanıyamayan bir gönlün dervişliğe giden yolunda "bize Allah'ı tanıtmadılar,O'nu hissetmeden büyüdük"sözleriyle hayıflanmalarının verdiği hüznü iliklerime kadar hissettim.

    Bu kitabı okurken balon gibi sönmüş bazı duygularıma Ayşe abla yeniden nefes üfledi,sönmüş balona verilen nefes gibi hislerimi, kalbimdeki coşkuyu yüreğinin Allah sevgisini yüreğime bir nakkaş gibi işledi de benim pili zayıflamış kalbimi adeta şarj etti , coşturdu yeniden..
    Işte o an bir kez daha anladım ki bir kitap sadece sayfaların,kelimelerin olduğu basit bir maddeden ibaret olamaz

    Bir kitap eğer gerçek bir aşk ile kendini arayan/anlamlandırmaya çalışan bir ruh ile yazılmışsa o kitap yeri gelir size mürşid olur.
    Solan çiçeklerinizi her bir harfiyle yeniden sular can verir,can olur,canlara canan oldurur.

    Bu kitap niçin okunmalı
    Çünkü,
    Nasıl bir nimet içinde yüzdüğümüzü göremiyoruz
    Yalnız bunu görmek adına bile okunabilir!

    Bu kitap niçin okunmalı
    Çünkü
    Biz sevdiğimizi gerçek manada seviyor muyuz?
    Yalnız bunu belirlemek adına bile okunabilir?

    Bu kitabı bilhasa kimler okumalı?
    Tıbbı ikiye bölen şizofrenliğin tartışılan hallerine tanıklık etmek için evvela ilgi duyan herkes
    Ve beraberinde
    ruh hekimleri mesleki bakış açılarına katacak farklılık açısından mutlaka okumalı.Öyle ki tıp dünyası bu kitaptan sonra ikiye bölünmüş.Psikiyatristler tarafından Ayşe ablaya Şizofren teşhisinin konulmasına rağmen kitabı değerlendirmek amacıyla okuyan üç psikiyatrist Ayşe ablanın Şizofren olamayacağı iddiasındalar.

    Şizofrenliğin biyolojik bir rahatsızlık olduğunu söyleyen hekimler bu hastaların inançla tedavi edileceğini reddedercesine fikirler beyan etmişler

    Oysa kıymetli Ayşe Şasa hastalığını ibn-i Arabi'nin Fusus'u Hikem ile tedavi edildiğini ve nasıl etsekde bu bilgiyi benim durumumda olan herkese ulaştırabilsek heyecanı içinde, öylesine inanç dolu yüreğiyle bunları söylerken hekimlerin bu hususu kabul etmekte güçlük çekmelerini imani zaafiyet olarak değerlendiriyorum çünkü hastalığı veren yaradan onu istediği şekilde yeri gelir bir şahıs vesilesiyle,yeri gelir bir tek kelimeyle yeri gelir bir kitap ile tedavi etmeye şifalandırmaya muktedirdir,o halde bunca itiraz niye..!?

    Zaten Ayşe abla harikulâde bir şekilde durumu izah ederek diyor ki aslında hastalanan ruhlarımız değil nefislerimiz,nefsi tedavi etmek lazım.

    "şizofreni...ölümcül bir iletişimsizlik çukuru..Hiçliğin, karanlığın, saçmalığın alaca karanlık uğultusu"

    Bu serzenişler ise ancak ve ancak tıbbın yanında güçlü bir iman desteğiyle tedavi olur ve kuvvet bulur,kitaptaki yolculuğum boyunca buna şahit oldum ve en yakın zamanda "Fusus'u"okumayı düşünüyorum.

    Söylemezsem içimi kemirip duracak olan bir durum var ki Ayşe Şasa'nın eşi yine kendi gibi senarist ve beraberinde oyuncu olan Bülent Oran beyefendiyi hayat arkadaşına gösterdiği nezaket dolu sabrından dolayı takdir ve tebrik ettim okurken.Düşündüm ki Bülent bey Ayşe abla'nın bu zor rahatsızlığına sabretmesi beni bile hoşnut ettiyse ya Allah'ı nasıl memnun etmiştir kim bilir?Öyle değil mi!

    Googleda fotoğraflarını incelerken denk geldiğim beraber çekildikleri siyah beyaz bir fotoğrafta
    Bülent beyin Ayşe ablaya
    sevgi dolu,
    aşk dolu,
    muhabbet dolu bakışına hayran hayran bakakaldım.

    Günümüzde kilo aldı, görüntüsü bozuldu diye boşanmalar sudan sebeplerle ayyuka çıkmışken her birimize örnek bir kişilik Bülent Beyin davranışlarıyla şekillendirdiği bu tablo..
    Çünkü Allah için bir muhabbet ancak böylesine sonsuz olabilir inancındayım,nefis hesabına olan herşey solmaya,yok olmaya mahkumdur..

    Sevgi dolu kitapları sevgi dolu bu günlerde yarınlarda okumamız dileğiyle..

    Öyle kitaplar okuyalım ve tercihlerimizi öyle dikkatli yapalım ki
    Okuduğumuz her satır şifa olsun sadrımıza inşallah..
  • "Dünya hayatına meyledenler deniz suyu içenlere benzerler. İçtikçe susarlar, susadıkça içerler.
    İbn-i Arabi
  • "İnsanlar için cennet, yerler ve mekânlar değil, hallerdir..." Muhyiddin ibn-i Arabi (k.s.)
  • Kalp dediğimiz
    İçimizdeki boşluk,
    Pek çok masallardan ve manzaralardan oluşur.
    Ceylanların otlak yeridir,
    Hristiyan keşişlerin manastırıdır,
    Bir tapınaktır Şiva'yla dans eden,
    ve bir Kabe, hacca gidenler için.
    Buradadır Musa'nın yazıtları,
    Kur'an, Veda'nın sutraları,
    ve İncil'in sayfaları.
    Aşktır benim içimdeki din
    Aşkın devesi ne yöne giderse gitsin,
    O yön inancımdır benim;
    Güzelliğin kaynağı,
    Ve bir kutsal ışıktır her şeyin üstündeki.

    ::.. İbn-i Arabi ..::
  • Sufiler Allah'ı tanımak ile nefsi tanımak arasındaki irtibatı "kendini bilen Rabbini bildi." diye beyan edilen bir ilkeden çıkarmışlardır.
  • Unutmanın sebebi bilgiyle amel etmemektir. Çünkü bilgiyle amel etmek, onun suretini inşa etmek demektir ve böyle bir durumda unutmak imkansızdır.(Ibn-i Arabi)