""Aşk iki zıtlığı birleştirebilmektir."" İspanya'nın Murcia kentinde doğan büyük İslam âlimi İbn-i Arabi kaleme aldığı yüksek düzeyli 500'e yakın eserinde, İslam'da gaye olarak bilinem "TEK"lik konusuna Vahdet-i Vücut ekolüyle çığır açmıştır. Ortaçağ Avrupa'sında DOCTOR MAXİMUS olarak bilinir. (Nefs Mertebelerini incelikle kaleme almış ve idrak edebileceğimiz seviyede işlemiş. Bir çok soru sormuşuz gibi hepsinin cevaplandığı güzel bir eser.)

Yazmamak İlmin afetidir.
Anlatmamak ise, muhabbetin afeti,
Muhabbet ise ne sonu vardır ne de başı,

İbn-i Arabi der ki (Allah Ona rahmet etsin) :
Muhabbetten amacımız ilim idi,
İlme bir daldık ki kendimizi muhabbette bulduk...

Muhabbet, sonrası vahdet,
en sonu ise hayret.

Allah rasulu (sav) buyurdu ki:
“Rabbii zıdnii taaccubii
(Ya Rabbi hayretimi artır)

Hadis günlükleri,

Utanma duygusuna önem ver. Çünkü Allah Hayy'dır. Allah'tan haya etmek, O'nun razı olmadığı şeyi terk etmekle olur.

Muhyiddin İbn-i Arabî

Şule, bir alıntı ekledi.
12 May 13:51

.. Tanrı evrende yalnızca kendi güzelliğini gördü; güzelliği sevdi. Evren, güzel olanı seven, güzel olan Tanrının güzelliğidir. Bu bakışla evreni seven, evreni Tanrı sevgisiyle sevmiş olur. Bu durumda evreni seven, yalnızca Tanrının güzelliğini sevmiş olur.

Fütuhat-ı Mekkiyye 2, İbn Arabi (Sayfa 345)Fütuhat-ı Mekkiyye 2, İbn Arabi (Sayfa 345)
Gökçe, İstanbul Kriterleri'ni inceledi.
 10 May 21:02 · Kitabı okudu · 2 günde

Hadi inceleme yazalım diyip, inceleme yazılıyormuş mu, bir bakalım.. Öncelikle 2 dakikalık bir muhabbetin arkasından böyle bir şey istedim, muhabbetin de Selahattin Yusuf ile olması etkili olsa gerek. İmzayı kaçıran ben Yusuf'u ayaküstü ama bir o kadar da rahat zamanında yakalayınca tek kitap imzalatmakla kalmadım tabii. Edebiyat, sosyoloji, işler güçler derken konu İbrahim Paşalı'ya oradan da Hüsamettin Arslan hocama geldi.. Nasıl gelmesin ki; ben ki her okuduğum cümlede Hüsamettin hocamı anıp anıp durdum bu kitapta. İkisi de çok değerli insanlar, ikisi de Yusuf'un dediği gibi aynı kalitede ve aynı kafada insanlar.

O zaman gelin gelelim kitabımıza; İstanbul'umuza.. Kriterlerini atalım şimdilik, öncelikle İstanbul'u anlamamız gerek. Önce İstanbul'u sevmek ve onun çok değerli olduğunu kabul etmemiz gerek. Yoksa bu kitabı okumanın bir anlamı yok. Peki İstanbul nedir: Türkiye'dir, Osmanlı'dır, Şam'dır, Bosna'dır, Kudüs'tür. Siz İstanbul'u anlamazsanız ne İsrail mevzusunu çözersiniz ne de Bosna Savaşı'na bakabilirsiniz.. Zannediyor musunuz ki Suriye Savaşı anacak Suriye'ye bakıp anlaşılacak.. O kadar yıl bir imparatorluğun başkentliğini yapmış bu şehir şimdilerde Washington'la, Paris'le yarıştırılmaya çalışılıyor, onu da geçtim onlara yetiştirilmeye çalışıyor, oysa İstanbul'un değeri bir tanesiyle bile ölçüşebilir mi.. Sadece Boğaz'ı bile sadece Süleymaniye Camii'si bile başka şehirlerden farkını ortaya koyarken bırakın bir şehirle bir ülkeyle hele makineleşmekten ciğerleri solumuş, tembellikte zirve yapmış bir Batı ülkesiyle kıyaslanamaz bile. Fakat bunu bilemiyoruz işte sürekli kıyaslayıp duruyoruz, her koşulda bir Batı medeniyetini yüksek tutmaya alışmışız. Arabî'yi, Gazali'yi, İbn Haldun'u okumadan Marx'a hayran kalıp, Heidegger'e tutuluyoruz. Biz ne Türkiye'nin farkındayız ne İslam Kültürü'nün ne de İstanbul'un... Oysa bilsek bu güzelim odak noktalarını kritik nokta almayı oysa anlayacağız bütünü. İyi bir şeyi kritik alan, diğer iyi şeyleri bulmaz mı hiç.. Bulur da tanır da.

Mehmet Akif hep diyormuş ya: "Yusuf'u arayın" diye. Yusuf'u, hakikati, aradığınızı, bulmak istediğinizi aramaktan çekinmeyin. Eğer inanıyorsanız galip gelecek sizsiniz.

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
08 May 03:15 · Kitabı okudu · 9/10 puan

İnsanların ahlaklarının, huylarının farklı olması, nefsin üç kuvvetinin, şehvani, gazap ve nefs-ı natıka gücünün herkeste farklı özellikte olmasından kaynaklanır.

Ahlakın özü..

Şehvani ve gazap gücünün boyun eğdirilmesidir.

Nefs-i natıkanın alışkanlıklarının ayrıştırılarak bunlardan övgüye değer olanlarla amel edilmesidir.

Güzel alışkanlıkları edinme ve çirkin alışkanlıklardan uzaklaşmanın aşamalı yolu ise; sözünü ettiğimiz bu iki gücü aşamalı olarak uyumlu hale getirmektir.

Mekarimu'l- Ahlak Üstün Ahlak, İbn ArabiMekarimu'l- Ahlak Üstün Ahlak, İbn Arabi

İbn Arabi kimdir? ve Okuyacaklara tavsiyeler:

1- İbn Arabi Diriliş Ertuğrul isimli dizide kurgulanan karaktere benzememektedir. İlk kez tv de gördüğümde (tv izlemiyorum tevafuken gördüm) elimdeki çayı döküyordum :) Kendisi sarışın, altın sarısı renkli saçları olan birisidir. Gözlerinin çok yorgun bakması en temel karakteristik özelliğidir. Yumuşak sözlü ama sert mizaçlıdır.

2- İbn Arabi Endülüs Mutasavvıflarından'dır. Yani bugünkü İspanya topraklarında doğmuş, büyük velilerden Ebu Medyen Mağribi'den ders almıştır. İki yıl ders aldığı yaşlı kadın bir veli kişiden -velime- de bahseder, bu kadın veliden de perde arkasından görüşmüştür. Bu kişiden "manevi annem" olarak bahseder.

3- İbn Arabi'ye göre Allah'ın yarattığı en güçlü varlık kadındır. Kadınlara çok hürmet etmiştir. Yalnız bazı ham'ların iddia ettiği gibi kadına saygıyı kutsileştirmemiştir. Ama dersek ki kadın ruhunu dünyada anlayabilmiş en nadir üç beş kişiden birisidir.... Sanırım doğru olur.

4-İbn Arabi tüm müslüman diyarları ve o günkü keşfedilmiş dünyanın büyük kısmını yürüyerek gezmiştir.

5- İbn Arabi Osmanoğullarını görmemiştir. İbn Arabi Anadolu'ya geldiğinde henüz Mevlana bile çocuktur. Selçuklu döneminde Anadoluya gelmiştir. Ama Osmanlıyı görmeden Osmanlı hakkında yazdığı bir risalesi vardır.. Orayı karıştırmayalım ;) Hatta Konya'ya gelen İbn Arabi, kendisi de büyük bir alim olan Mevlananın babasının ardından yürüyen ve o dönem küçük bir çocuk olan Mevlana'yı görmüş ve "şuna bakın koca deniz, nehirin ardından gidiyor" diyerek, Mevlananın ileride babasını geçecek bir şahsiyet olacağına işaret etmiştir.

6- Sin şın'dan çıkınca sırrım ifşa olacak vesaire artık tam hali neyse bir hikaye anlatılıyor, Yavuz Sultan Selimle alakalı... Bu külliyen yalandır. İbn Arabi hastalıktan dolayı eceliyle ölmüştür. İdam edilmemiştir.

7- İbn Arabi'nin tartışmalı eseri Füsus'dur. İbn Teymiyye dahi bu eser yazılana kadar İbn Arabi okumuş, bu eseri okuduktan sonra İbn Arabi'yi tekfir etmiştir.

8- İbn Arabi Devlet ve İdare yanlısı birisi değildir. Devletlerin, hükümdarların yanında durmaz. Kendisinin İnsan anlayışı, bugünün hümanistlerini bile cepten çıkarır. Değil kendi çağına bugünün çağına göre bile aşmış bir şahsiyettir.

9- İbn Arabi'nin okunması ile alakalı görüşüm okunmamasıdır :)
Zira kendisi dahi eserlerinin okunmasını istememiştir. eee o zaman bu eserleri neden yazdı? diye sorarsanız, sormayın :)
Ama illa ki okuyayım derseniz, Futuhattı Mekkiyye ile başlamanızı öneririm. Ama ciltli olan (8-10) versiyonu olsun. Muhtasar okumanızı tavsiye etmem.
Sonraki sıralamaya siz karar verin.

10- İbn Arabi'nin çoğu eseri kendisine izafe edilmiştir. Kendisiyle alakası yoktur. Bilhassa hululiyeye yakın birisi kesinlikle değildir. İbn Arabi mutlak manada şer-i şerife hürmet eden birisidir. Kendi döneminde Hristiyanların Müslümanlar üzerine imtiyazlar almasına şiddetle karşı çıktığı mektupları vardır. Hatta, dünyada İslam beldeleri varken Müslümanların, Hristiyan diyarlarında yaşamasını, islam'a hakaret olarak görmüştür. Sıkı bir Sünnet-i Seniyye takiisidir.

11- İbn Arabinin tekfir edilme, kınanma, red görme gibi takıntıları yoktur. İsteyen istediğini söyler, İbn Arabi hayatta ve kendinden sonra kendisine itiraz edenlere cevap vermeyi dahi lüzumlu görmemiştir. Kendisini reddedenleri ahirette affedeceğini beyan etmiştir.

12- İbn Arabi Vahdetten ziyade, Şuhud'u hedeflediğini beyan eder.

vesaire... Daha yazacaktım erindim açıkçası.

Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
06 May 23:00 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Tasavvuf, nefsi pak eylemektir.

Fena ile anı Hakk eylemektir.

Hz. Pir Aziz Mahmud Hüdayî

Yâ Rabbi izzetin hakkı için

Kurtar bizi nefs elinden

Kemâl-i nusretin hakkı için

Kurtar bizi nefs elinden

Mukirrim zâtına candan

Ayırma cânı cânandan

Hıfzeyle nefs-i şeytandan

Kurtar bizi nefs elinden

Varayım ben senden yana

Göster beni bensiz bana

Mest oluben kalam tana

Kurtar bizi nefs elinden

Adem’im ağlatma beni

Tevbem kabul et yâ Gani

Al beni bana ver seni

Kurtar bizi nefs elinden

Adem Dede

Mekarimu'l- Ahlak Üstün Ahlak, İbn ArabiMekarimu'l- Ahlak Üstün Ahlak, İbn Arabi
Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
06 May 22:58 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Tasavvuf sekiz şey üzerine kurulmuştur:

Cömertlik:
İbrahim (a.s.)ın haliydi.

Rıza:
İshak (a.s.)ın haliydi.

Sabır:
Eyyub (a.s.)ın haliydi.

İşaret:
Zekeriya (a.s.)ın haliydi.

Gurbet:
Yahya (a.s.)ın haliydi.

Saf (yün elbise):
Musa (a.s.)ın haliydi.

Seyahat:
İsâ (a.s.)ın haliydi.

Fakr hali:
Server-iinat Resulullah (s.a.v.)
Efendimizin iftihar ettiği halidir.

Mekarimu'l- Ahlak Üstün Ahlak, İbn ArabiMekarimu'l- Ahlak Üstün Ahlak, İbn Arabi