Hatice Kurtaran, bir alıntı ekledi.
19 Eyl 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Gel Şems!
Dostum ol.
Yârim ol.
Yaram ol. Tamamlansın bu yürek...
Şems derin bir iç geçirdi mektubun son cümlelerini okuyunca: Kimya nedir istediğin? Yakma kendini boş yere. İsmail'sen İbrahim olan dost olurum. Hacer'den çölünde toz olan dost olurum. Kuyuda Yusuf'um, ya sen Züleyha mısın? Şimdi ne benden çekin ne de aşktan elini çek. Sana açık kapıyı sonuna kadar araladım. İster ört geceyi üzerime, ister örsele gövdemi ancak şu sözü duyarsın benden: "Ey yüreğime vurulan yüreğim sadece yürekleri elinde tutanındır."

Aşkın Gözyaşları 3 - Kimya Hatun, Sinan YağmurAşkın Gözyaşları 3 - Kimya Hatun, Sinan Yağmur

Hayat
Cesareti olmayan bir insanın inancı, okyanusun ortasında kalmış bir tekneye benzer, ilk dalgada yıkılır.

İbrahim ÇEKİN

Hayat
Paran vardır belki, ama ömrünü cüzdanına sığdıramazsın.

İbrahim ÇEKİN

İbrahim Çekin
Hiç sevmeden yazacağım..
Yüzünü görmeden, kim olduğunu bilmeden..!
Belki de sevgimin üstünü örterek..
Üşütmeden..
O dedim, onun kadar mavisi olamaz gökyüzünde..
Kahreden yıldızlar kaymasın demiştim..
Telvesi boğazımda takılı kalan kahvemin dibinde..!
Ne nankör bir inançmış umut..
Her şeyin içinde..
Her şeyin dibinde..
Her şeyin elinde bir hiddet, bir şikayet..!
Bir cümlelik Aşk istedim sadece..
Mezar taşlarının üstünde,
Ufacık bir can, sürünüyor toprağa..
Ben öldüm demeden, yaşamayı öğretiyor..
Ve rüzgar..
Görünmeden savuruyor, hiç bir toprağa gazabını uğratmadan..!
Nerden nereye akıyor cümleler,
Öyle bir karıştı ki;
Ben Aşk'ı değil, bir cümleyi bir araya getiremiyorum..
''Sevmezsen yazamazsın..'' demek geliyor içimden..!
Şu satırları, şu dizeleri dolu dolu karaladığıma..
Karalarken hala bir şeyler yazdığıma,
İnanmak istiyorum..!
Kuru bir inanç benimkisi,
Kimseden fayda yok ama, kimselere ihtiyaç çok..!

İbrahim ÇEKİN

Hayat
Hızlı yaşadım..
Kirpiklerime dolanan yılanın ensesini öyle sıktım ki;
Kendimi dış dünyanın içinde buluverdim.
Hani şimdi göç vakti,
Göç ederken alınan öçlerin de ayaklarımıza bir diken gibi batarken ki hali..
Kırgın bileklerimiz üvey bir notanın peşinde, do demeden reye geçiş..
Baygın bir orospunun gözlerini kapatıp,
Tanrı'ya şükrettiği o sahte haykırış,
İşliyor muydu namusuna?
İşlemezdi, işleseydi eğer tekrarı da olmazdı.
Ve bir enjektörün girdiği et parçası, kürtaj edilen ruhunu çekiyordu içinden..
Artık inanabilirdik vampir hikayelerine, onlar içimizdeydi!
Ama ben kendi hikayeme geçmeliyim,
Bir bahane üretip tasarlamalıyım şu gecenin ecelini, bu günmüş gibi sonu?
Bir sinek gibi yerleştiğim hayatın omuzlarına, bir tokatla yere serilirken..
Kırmızı halılara döşenen mayınlara basmak yok,
Temiz ve pürüzsüzdü cehennem.
Hiç vaktimde yok, hayattan ne aldıysam üzerimde..
Çekip gitmek içinde harika bir zamandı,
Yer çekimine temas etmeden de mümkündü ölmek..
İçten içe tükenerek!
Size itiraf edeceğim bir ölüm var, biri tüm hatları meşgule alsın..

İbrahim ÇEKİN

İbrahim Çekin
Okurken kelimeler öyle bir sürükledi ki beni derine, hani sonunda ne olursa olsun.. İnsan bitirmek istiyor o son cümleyi..

Hayat
Bir terslik var bu gece..
Yüzüm yastığımın altına gömülü!
Ve bana ulaşmak isteyen sesler, Tanrı'nın kulağında..
Bir tek içimde kırılan sesleri duyabiliyordum,
Hani saklamak istediğin düşüncelere yer vermek istersin, ama biri gelir oturur..
İşte o tedirginlik var gözlerimde, kapatmaya korktuğum.
Bir uyuşturucu gibi arıyorum hayatı, belki pahalı belki bulunması zor..
İhtiyaçtan değildi bu alışkanlık, hiç tadamamaktan..
Ve yastığımı daha sıkı kavramayı öğrendim, derinlere iterek..
Nefes alıp vermenin kolay olmadığını öğrettim kendime,
Ölüm merakı ve eşit olmayan insanların hayatı..
Adaleti kirpiklerimde hissedebiliyordum, ne kadar ağır basarsa yaşlarım!
Şu an yirmi üçüncü yaşımın, yirmi dördüncü saatindeyim..
Sanırım zamanımın en endişe verici yerindeyim?

İbrahim ÇEKİN

Hayat
Tesadüflere inanmazdım, mesela her gidişine bir çizik atardım..
Lehime kullanılan arkadaşlıklarını görmezden gelirdim,
Bileklerimdeki izlerden bir yol bulurdum..
Hayat benim için kül gibiydi,
Nefes alıp verdikçe her yer daha da çirkinleşirdi.
Beni düşünen insanlar kalmış mıydı?
Yani ebedi bir ayrılığa aç olmak, tok kalmam için yeterli miydi?
Bir yıl öncesi için çekilmiş perdeleri görünce,
Tutulamayacak bir dilek diledim.
Odamdaki o karanlık köşeye çekilip,
Bir bıçağı ters yüz edip doğruluğumu cesaretimle ölçüyordum.
Kendimi melankolik düşüncelere kaptırmadım,
Mutfakta kaskatı bekleyen buzlar sol yanına yetecek kadar çoktu..
Yıllardır kimse evime uğramıyordu,
Kapımın önündeki izmaritlerin sayısı arkadaşlarımdan fazlaydı..
Umursamak istemiyordum, çünkü aklımda bir tek sen vardın.
Fakat dünyadan haberim yoktu..
Ben sadece odamdaki dağınıklıkla bir samimiyet içindeydim.
Ve kol saatime baktığımda zaman çoktan durmuştu...

İbrahim ÇEKİN

Aşk
Temmuzdan Sana

Gülümserken hayaline, fırtınalar kopardı gecemde..
Bir ilk değildi bu, görünürde vardın kalbimde..
Kanan gözlerim rahat, belki sen yaban ellerde?
Sana kadar sözlerim vardı, belki kayıp belki de sayıkladığım gecelerde..
Poyraz gibi es düşen mendillere, sabahım kurşuna dizilmeden!
Eğer bize kadar büyükse dağlar, aç gözlerini bir pencereye..
Şu temmuz gecesi, kapılsın umudun rüzgarlara..
Hiç ummadığın bir yağmur gibi, kıtlığa susayalım beraber!
Çünkü bu sevda bizden bahsetmeyecek, sevgililer varken..
Ve sakladığım elbiselerin dolabımda, ilk değil son günkü gibi ayrılık kokarken..
Biz beraberliğe layık olamadık, aynı şehirde derin hayallere dalarken!
Beni arama bir daha, kalbim boş gözlerim sensizliğe alışamamış..
Gitmeden son bir defa, söndür arkanda bıraktığın yangını!
Yoksa kül değil, kor olacağım bir kaçışına...

İbrahim ÇEKİN