Seni aramakla mülteciyim. Kendime koyduğum gurbet sathında; kalbimle asil, vicdanımla derin. Bu kalabalıkta yürümekle munfasıl.
Gurbet, yürüdüğümüz yol, yaklaştığımız hedef, sürüldüğümüz çöl, garkolduğumuz mana, ihtimam ve ihtişam.
Kalbimizle muktedi, aklımızla muktedir, tenimizle hizmetkâr..
Kendiliğimize tabi, başkalıklara asi.
Olmakla mükellef, yaşamakla keremli, ölmek ile müşerref.
Çağırmakla muvazzaf, duymak ile mes’ul, bulmak ile kurban, akraba ile uzak, uzak ile akraba. Hissetmekle müsavi, reddetmekle talip. İstemekle garib.
Ey kimsesiz kimse!
Beni senden esirgeme!
Rüzgâr seni tozlarını silkti benim mezarıma. Beni hikmet tezgahlarında dikilen elbiselerden ayrı kılma.
Yücelik payından beni ayırma!
Senden ayrılmak bozguna uğramaktır.
Sana kavuşmak herşeyden ayrılmaktır.
Beni mana ırmağında öyle bir yıka ki deryalar dahi bana gıpta ile baksın!
Bana elini ver
Bana kalbini,
Bana kalbimi..
Ruhuma kan değdi,
aklıma dizginler düğmelendi
Hangi su ruhumuzu paklar,
Bana kalbini ver ki, mekandan ayrılayım
Ruhunu ruhumla zamandan ayırayım
Bu soğuk duanın yok mu emeli
Gündüzün döşeğinde uyudum
Gecenin örtüsünde kalbimse zedelendi
Senin firkatin pahasıyla