19. yüzyılda medeniyet ile terakki kelimeleri hemen her alanda eş anlamlı hale geldiği için "İslamiyet terakkiye mani değildir..." sözü, bir slogan olmanın ötesinde onurlu bir çıkış arayışının ifadesiydi. "İslam bilimsel, teknolojik, ekonomik ve diğer alanlarda ilerlemeye mani değildir." demek, İslamiyet'in medeniyete karşı olmadığı inancının bir başka ifadesidir. Dahası Batı'nın medeniyet iddiası tartışmalıdır zira Batı'nın Doğu'ya bakan yüzü sömürgeciliktir. Müslüman toplumları geri bırakan onların dini değil, din ve dünya tasavvurlarında yaşanan gerileme ve fakirleşmedir. İslam dünyasında bir medeniyet ihyası olacaksa bu, dine rağmen değil, dinle beraber ve onun sağladığı imkanlarla olacaktır.
Çağdaşlarının tersine Herder "iyi"nin bütün arza yayılmış olduğuna inanır ve sorar: "Neden sadece kuzey yarım kürenin batıdaki en uç noktası (Batı Avrupa) medeniyetin beşiği olsun ki?"
...Kısacası medeniyet inşa etmek, ancak madde ile mana, fiziki dünya ile metafizik ilke, refah ile adalet ve dünyayı imar etmek ile dünyanın ötesine geçebilmek arasındaki dengenin doğru bir şekilde kurulmasıyla mümkün olmuştur.
Bir tutum olarak medenilikten, bir durum olarak medeniyete geçişte kaybettiğimiz değerler nelerdir? Ibn Haldun'un iddia ettiği gibi medeniyetin sağladığı maddi imkanlar, bizi medeniyetten uzaklaştırır mı? Medeniyet, medeniliğin zıddı mıdır?