Saçların…
Toprakla gökyüzü arasında kalmış bir vaktin rengi,
Ne tam güneş,
Ne de gölge.
Kumral bir akşam gibi,
Sararıp dökülmemiş bir sonbahar yaprağı gibisin.
Dokunulmamış.
Anlatılmamış.
İçinden geçtiğin rüzgâr bile değişiyor,
Sanki seni tanıyor da,
Yıllardır esmeye cesaret edememiş gibi.
Ve sen yürürken,
Ardında bıraktığın hava,
İnce bir gülüşün hatırasını taşıyor.
Bir çocuğun annesini ilk kez tanıdığı andaki gibi.
Denizleri düşündürüyor bakışların.
Ama dalgasız,
Uçurum kenarında unutulmuş bir mavilikte.
Bir martı bile dokunamaz o sessizliğe.
Kıyıya bile çarpmadan dağılan bir hayal gibi,
Uzanıyor gözlerin,
Bir sorunun cevabı gibi değil de,
Bir cevabın sormadığı sorular gibi.
Senin adını bilmiyorum belki,
Ama saçlarının rengini ezbere biliyorum.
Çünkü o renk,
Gün batarken toprağın aldığı son nefestir.