Yazmak istediğim zamanlarda yazamadım.
Sormak istediğim zamanlarda soramadım.
Gitmek istediğim anlarda oturdum.
Özlediğim anlarda koşup boynuna sarılamadım.
Yanımda olmasını istediğim zamanlarda çağıramadım.
Olmadı yani!
Olmasını istediğim şeylerin, hiç olmamasına alıştım zamanla..
Ustam…
Aklım firarda
Gözbebeklerimde müebbet hüzün
Dilimde ay kesiği bir yara
Düşüm kırık dökük
Umudumun boynu bükük
Bir öksüzün omuzlarında sükut
Yüreğim sana emanet ustam sıkı tut
Tut ki; kancık pusulara düşmesin
Ustam…
Ustam ne zaman o senin bildiğin zaman
Ne sevda gördüğün masallardaki
Eskiden halı tezgahında dokunurdu aşklar
Nakış nakış körpe kız ellerinde Şarkı Sözleri
Mendillere yazılırdı isimler yüreklere kazılırdı gizlice
Sevdalılar asil ve de yürekli
Sevdalar kavgalar iki kişilik
Oysa şimdi;
Oysa şimdi çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde
Meşru sevdalardan gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara
O günahkar gecelerden
Ustam…
Ustam beni herkes sevdaya asi sanır
Oysa aşk beni nerde görse tanır
Hasret tanır zulüm tanır ölüm tanır
Yüzüm yüzümden utanır ustam
Yüzüm yüzümden utanır
Yorgunum ustam yorgunum
Ne katıksız somun isterim senden
Ne bir tas su
Gece.. İncecik bir hece gibi seslenir. Şeffaf bir ölüm haberi, uykulara çağırır, ölümü çağırır gibi.. Bazı insanlar yaşar, hiç ölmeyecekmiş gibi.. Bazısı da yaşar, yârın ölecekmiş gibi..