Muhammed, Mekkede müşriklik muhitinde ve etkisinde büyümüş olmasına rağmen dini meseleler ve dini düşünceler pek derin bir surette zihnini işgal ediyordu. Kırk yaşına geldiği zaman peygamberlerliğini ilan ve vatandaşlarını, kendinin bulduğu ve doğru olduğuna inandığı yeni bir dine davete başladı.
Tarih II Kaynak Yayınları 7. Basım, s. 89·Kitabı okudu
"Kuran sureleri, Muhammede açık semada peyda olmuş bir şimşek gibi günün birinde, birdenbire bir taraftan inmiş değillerdir. Muhammed'in beyan ettiği sureler, uzun bir devirde dini tefekkürlerinin mahsulü olmuştur. Muhammed bu surelere birçok çalıştıktan ve tedkikler yaptıktan sonra edebi bir şekil vermiştir.
Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, 1. Basım, c 24, s.62·Kitabı okudu
Bizim kuracağımız yeni maarif de çocuklara her şeyden evvel kainatın Yaratıcısı tanıtılacak ve ondan sonra "Kaya uyu, uyu, yat uyu." yerine "Mehmet kalk, uyan, çalış!" denilecek.
Laiklik din ve devletin ayrılmasıyla bitmiyordu. Ayrılma sadece siyasi bir sonuçtu. Felsefe, eğitim-öğretim ve güzel sanatlar alanlarında, laiklik için, inanç yerine aklın, kelam yerine düşüncenin, kitap yerine bilimin egemen olması gerekiyordu.
"Hayatta en güvenilir yol gösterici bilimdir” sözü bu yolu çiziyordu. Günlük işlerimizin, Tanrı buyruğu olan değişmez kurallarla, şeriata göre değil, zamana ve duruma göre değişebilen insan yapısı kanun, tüze ve kurallarla görülmesi gerekiyordu.