Nitekim surların önünden dönülürken yeniçerinin önde gelenleri kendisine:
"Babanızı tahttan indirip sizi hükümdar eyledik; maksadımız iyi siyaset güderek babanızın hatalarını düzeltmenizdir. Eğer becerebilirseniz size itaatimizi tam bulacaksınız; yok yapmazsanız milletin elini yakanızda bulacaksınız, o vakit biz dahi milletin kılıcı olacağız," dediklerinde hiç taviz vermeden cevabı yapıştırmıştı:
"Bana sultanların yetki ve nimetlerini böyle gölgeyle değil, tam ve aydınlık verin ki ben de size adaletin meyvelerini tam sunayım. Benimle kimsenin yürüyemeyeceği yere kadar yürüyün ki size geri dönme ayıbını yaşatmayacak ufuklar açayım. Siz kılıcınıza düşmanın boynundan gayrı hedef seçmeyin ki içerde asayiş olsun. Siz atılganlıkta kurtlar, yakıcılıkta alevler gibi olun da ben yüce gayeler ormanında aslanlık edeyim. Dururken, yürürken, koşarken ve savaşırken birinizi bin, bininizi bir isterim ki ben sizinle hamle ettiğimde zelzeleler sarsın cihanı, zulümleri kasırgalar boğsun. Ve dahi benim her sözüme inanın ki sözüm ile fiilim, fiilim ile kalbim, kalbim ile milletim birbirini tamamlasın. Ve zinhar, ama zinhar bana yalan ile, dedikodu ile, tabasbus ile, siftinmek ve yaranmak ile yaklaşmayın ki sizi telef etmeyeyim!.."