İbrahim Halil KAPLAN

İbrahim Halil KAPLAN
@ibrahimhalilkaplan
Sosyal bilgiler Öğretmeni
Darülfünun Lisans Mezunu
50 okur puanı
Kasım 2021 tarihinde katıldı
10 Temmuz 1923'te, Ankara istasyonundaki Özel Kalem binasında, parti tüzüğünü görüştükten sonra Gazi ile yalnız kalarak söyleşmeye başlamıştık. — Dini ve ahlâkı olanlar aç kalmaya mahkûmdurlar, dediler. Kendisini halifelik ve sultanlık makamına layık gören, bu konularda girişimlerde bulunan, din ve namustan yana türlü sözler söyleyen, hatta hutbe okuyan, benim kapalı yerlerde baş açıklığıma takılan, fes ve kalpak yerine kumaş başlık önerimi hoş görmeyen Mustafa Kemal Paşa, benim hayretle baktığımı görünce şu açıklamayı yaptı: — Dini ve namusu olanlar kazanamazlar, yoksul kalmaları kaçınılmazdır. Böyle kimselerle ülke zenginleştirilemez. Onun için önce din ve namus anlayışını kaldırmalıyız. Partiyi, bunu kabul edenlerle güçlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz. Böylece kalkınma kolay ve çabuk olur.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
—Hasan Can, halimiz nicedür? —Devletlüm, Allah ile olma zamanıdır. —Bre, sen bizi ya bunca zamandır kiminle bilirdin? Var şimdi vezirimiz Piri'yi çağır. Ahir ömrümüzde söyleyeceklerimiz vardır.
10/10
·390 syf.·
2025 8. kitabı
İskender Pala
8.6/10 · 37,9bin okunma
Bir kişiyi gerçekten seviyorsanız onun sevgisini başka bir sevgi ile değiştiremezsiniz. Bilakis onun sevgisini daima çoğaltır, benliğinizle bütünleştirirsiniz. Gönüller aynadır ve aynayı tek bir suret, tek bir görüntü için temiz ve berrak tutmak gerekir.
Nitekim surların önünden dönülürken yeniçerinin önde gelenleri kendisine: "Babanızı tahttan indirip sizi hükümdar eyledik; maksadımız iyi siyaset güderek babanızın hatalarını düzeltmenizdir. Eğer becerebilirseniz size itaatimizi tam bulacaksınız; yok yapmazsanız milletin elini yakanızda bulacaksınız, o vakit biz dahi milletin kılıcı olacağız," dediklerinde hiç taviz vermeden cevabı yapıştırmıştı: "Bana sultanların yetki ve nimetlerini böyle gölgeyle değil, tam ve aydınlık verin ki ben de size adaletin meyvelerini tam sunayım. Benimle kimsenin yürüyemeyeceği yere kadar yürüyün ki size geri dönme ayıbını yaşatmayacak ufuklar açayım. Siz kılıcınıza düşmanın boynundan gayrı hedef seçmeyin ki içerde asayiş olsun. Siz atılganlıkta kurtlar, yakıcılıkta alevler gibi olun da ben yüce gayeler ormanında aslanlık edeyim. Dururken, yürürken, koşarken ve savaşırken birinizi bin, bininizi bir isterim ki ben sizinle hamle ettiğimde zelzeleler sarsın cihanı, zulümleri kasırgalar boğsun. Ve dahi benim her sözüme inanın ki sözüm ile fiilim, fiilim ile kalbim, kalbim ile milletim birbirini tamamlasın. Ve zinhar, ama zinhar bana yalan ile, dedikodu ile, tabasbus ile, siftinmek ve yaranmak ile yaklaşmayın ki sizi telef etmeyeyim!.."