Her an, ardındakini getirmek için çıkar. Her âna, bütün varlığımla sarılırım: Yerine başkasının konulamayacağını, biricik olduğunu bilirim fakat onu yitip gitmekten alıkoymak için bir şey de yapamam.
Anılarımı bugünümle inşa ediyorum. Şimdinin içine fırlatılmış, oraya terk edilmişim. Yeniden geçmişe dönmek istiyorum ama tutsaklığımdan kurtulamıyorum.
Zamanın ta kendisi bu, çırılçıplak zaman, ağır ağır var oluyor, bekletiyor insanı, ortaya çıktığında ise canımızı sıkıyor çünkü çoktan beri orada olduğu anlaşılıyor.