" Köprülü paradigmasının, Alevilik ve Bektaşilik üzerinden kurulan bu istisnailikle, milliyetçi bir tarih yazımının yararına, bütün bir sufi geleneği bir dersdest etme biçimini işaret edip etmediği ayrıca sorgulanması gereken bir husustur. başka bir ifadeyle, Köprülü paradigmasının yerli yerine oturtulabilmek için bu istisnailiğin hangi saiklerle ve ne maksatla kurulduğu araştırılmak durumundadır."
" 18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren tarih-yazım motivasyonlarının merkez noktası politiktir ya da politikadır... 18. Yüzyılın ikinci yarısında yeniden keşfedilen "insan" tanımıyla yakından ilişkilidir. Başka bir ifadeyle, bu tarih anlayışı, yeniden keşfedilen "insana" uygun bir tarihinde keşfi çabasına dayalıdır. Yeni insan, "öteki"ni radikal bir şekilde ayrıştırmak istediği için "öteki"nin de tarihini yazmak zorunda kalmıştır. Çünkü, yeni insanın tarihini keşfetmek, ancak "öteki" aracılığıyla mümkündür. Bu sebeple oryantalizm başta olmak üzere ötekinin tarihini yazma biçimleri, yeni insanın tarihine günah çıkartma biçimleri olarak kabul edilebilir. Böylece "insan" denilen şeyin tarihinin belli bir çizgide belli bir renkte, belli bir ırkta, belli bir dinde; dolayısıyla belli bir temsiliyette aramayı öneren, hatta önerinin de ötesine geçerek bunun zorunlu olduğunu iddia eden Avrupa-merkezci tarih-yazım anlayışının diğer diğer adı da "yeni-insan merkezci" tarih anlayışı olarak düşünülebilir."