Fatih aynı zamanda kendi şahsında tarihî Osmanlı padişahı tipini yaratmış, yani eski Türk hakanı, Roma imparatoru ve İslâm'ın mücahit sultanını kendi hükümdar şahsiyetinde birleştirmiştir. Fatih bütün dinî ve siyasî kuvvetleri şahsında topluyordu. Yalnız İslâm camiasının dinî ve siyasî başı değildi, aynı zamanda Ortodoks, Ermeni ve Yahudi dinî reislerini de verdiği fermanlarla o tayin ediyordu.
Şerîat yanında kanûn ve örf, yani sırf hükümdarın iradesinden doğan ayrı bir hukuk düzeni prensibi Osmanlılardan önce Türk-İslâm devletlerinde tamamıyla yerleşmişti.