Teşekkür ederim, sağ olun. Anladığım kadarıyla kendi hayatını merkeze alıp bir anlatı çiziyor. Toplumsal bir hikaye veya roman gibi düşünmüştüm. Tekrardan teşekkür ederim. Size de iyi okumalar dilerim.
Fatih aynı zamanda kendi şahsında tarihî Osmanlı padişahı tipini yaratmış, yani eski Türk hakanı, Roma imparatoru ve İslâm'ın mücahit sultanını kendi hükümdar şahsiyetinde birleştirmiştir. Fatih bütün dinî ve siyasî kuvvetleri şahsında topluyordu. Yalnız İslâm camiasının dinî ve siyasî başı değildi, aynı zamanda Ortodoks, Ermeni ve Yahudi dinî reislerini de verdiği fermanlarla o tayin ediyordu.
Bu konu ile alakalı dikkatinizi çekecek olursa eğer okumadıysanız Ayşe Zarakol'un, Koç Üniversitesi Yayınlarından çıkma " Batı'dan Önce Doğu Dünya Düzenlerinin Yükselişi ve Düşüşü" adlı kitabına da bakabilirsiniz.
Abdülhamit batı hayranı imiş,alafranga dinlermiş Mozart falan piyanoda çalarmış,Türk musikisi sevmezmiş.Saraya opera binası yaptırmış,operaya düşkünmüş,bu yazılan kitaplar çoğu tek taraflımı,Abdülhamit marangozluk yapardı deyip piyanoda alafranga müzik çalmasını görmemek.Opera düşkünü ve tiyatro seyirci olduğunu bilmemek.
Şerîat yanında kanûn ve örf, yani sırf hükümdarın iradesinden doğan ayrı bir hukuk düzeni prensibi Osmanlılardan önce Türk-İslâm devletlerinde tamamıyla yerleşmişti.