1991 yılı yaz aylarında Osman Öcalan, sınırın birkaç kilometre ötesindeki kamplara topladığı yüzlerce adamıyla sınırdaki Samanlı Karakolumuza havan, uçaksavar, roketatar ve makineli tüfeklerle bir saldırı başlattı. Çok sayıda askerimiz şehit oldu, bir o kadarı da yaralandı. Saldırıyı yapan PKK'lılardan da ölenler oldu. Kalanlar ise yine sınırımıza bir kaç kilometre mesafedeki kamplarına çekilip gittiler. Buna benzer sınır karakollarına saldırılar yaz boyu devam etti. Ardından hava kuvvetlerimizin desteğinde bir komando taburu ile Osman ÖCALAN liderliğindeki, HAKURK, DURJAN, ARİ, GELİREŞ vs. gibi kamplara operasyon yapıldı. Osman ÖCALAN, cariyeleriyle (175 kişilik bir dişi militan taburu) bir adım ötedeki İran'a geçti. Kampları korumak için tepelere diktiği çocukların çoğu öldü. Birkaç gün sonra bir grup gazeteci operasyon bölgesine götürüldü. O ünlü, bilgili, tecrübeli, burnundan kıl aldırmayan gazetecilerimiz hayretten dona kaldılar; "Vay be, demek PKK, burnumuzun dibinde kamp kurmuş, demek ki, buralarda binlerce genci savaş makinesi gibi eğitiyormuş. Bu silahların hepsi onların mı ? Demek ki, tehlike büyükmüş. Neyse ki, şanlı ordumuz, tehlikeyi bertaraf etti. Artık herhalde kolay kolay gelemezler." gibi daha bir yığın değerlendirmeler yapıldı.