• Okulu kırdık. Zaten üniversite ikide okula mı gidilirmiş. Mühendisiz oğlum biz, zaten uzayacak okul, sakız olacak ağzımıza.

    Hava kapalı ve bunaltıcı. Her zamanki İstanbul işte. İstiklal Caddesi yine her zamanki gibi kaynıyor. Hafta içi üstelik ve mesai saatleri. İnsan seli bir yukarı bir aşağı akıyor, uğultular dinmiyor. Uygun bir yer bulup çöküyoruz. Dört kişiyiz. Ben şarkı söylüyorum. Selim gitar çalıyor, Oğuz'da da solo gitar var. Selin ise flüt ile eşlik ediyor. Kurduk ekipmanları başladık çalmaya. Cem Karaca'dan girdik. "Sakın reddedmeeeeeeee"

    https://youtu.be/UANRs41tFaY

    Caddeden geçen güzel kızlara baka baka söylüyorum işveli biçimde : "Bi sarmak isterim sakın reddetme İnce bellerini kokulu boynunuuuu!". Kimisi ters ters bakıyor kimisi ise gülümseyerek karşılık veriyor. Önümüzde gitar kutusu açık duruyor. Gelen geçenler ceplerinden çıkardıkları bozuk paraları kutuya atıyor. Etraf yavaş yavaş dolmaya başlıyor. Her şarkı sonrasında alkışlar kopuyor. Hepimizin hoşuna gidiyor elbet bu durum. Şimdi sırada şahane bir şarkı var. İnsanları dans ettirmek amacımız. Onları birbirlerine kenetlemek: Çat pat ezberlediğim şarkıyı çalmaya başlıyoruz.

    https://www.youtube.com/watch?v=fUM_hiU3p3w

    Leonard abi kadar kim söyleyebilir ki? Unuttuğum kısımları yuvarlıyorum, anlamsız şeyler söylüyorum. Kim farkına varacak sanki! Herkes sadece izliyor, tüyleri bile oynamıyor. "E hadi dans eden yok mu?" dediğim anda dört beş yaşlarında bir kız gelip para atıyor çantaya. Aşağıdan bana bakıyor. Kendi kendine ortada salınmaya başlıyor. Hemen yanına zıplıyorum ve "benimle dans eder misiniz küçük hanım?". Başıyla gülümseyerek onaylıyor ve dans ediyoruz. İnsanlar dans etmekten nedense geri duruyor böyle durumlarda. Sanırım diğer insanların ne düşüneceğinden çekiniyorlar. Ama şimdi dans etmezsen ne zaman edeceksin ki? Sevdiğin insanla dans etmekten güzel, daha doğal ne vardır ki? Baktım bir iki kişi daha cesaretlenip oldukları yerde oynamaya başlıyor. "Haaah şöyle be abla". Biliyorum, dışarıdan izleyenlerin, dans etmeyenlerin içi kıpırdıyor, dans etmek için can atıyorlar ama o bağı bir çözebilseler ahhh! Gerisi çorap söküğü gibi devam edecek. Bazıları başlarıyla ritm tutuyor, bazıları da hafif hafif kımıldanıyor rüzgarda sallanan yapraklar gibi. Neyse müzik bitiyor, küçük hanımı reverans ile selamlıyorum. O da nereden öğrenmişse aynısını bana yapıyor. Herkesten bir alkış kopuyor, küçük kız da alkışlar ile annesinin yanına geçiyor.

    Biraz dinlenmek istiyoruz. Soluklanıp biraz bir şeyler içmek. O sıra yanımıza yabancı bir grup geliyor. Çat pat İngilizcemiz ile onların Yunan olduğunu öğreniyoruz. Diyorlar ki, "bize zorba çalar mısınız?" Döndüm baktım bizim çocuklara. "Çalabilir misiniz lan ne diyonuz".

    "Çalarız bişeyler"

    Neyse bizim çocuklar başlıyor çalmaya. Yere oturuyorum, gitar kutusunun yanına.

    https://youtu.be/dzlcxN0lxSo

    Yunanlar ufaktan ufağa oynamaya koyuluyor. Etraftan bazı insanlar da ekibe katılıyor. Dansı bilenler ve bakıp taklit edenlerle birlikte neredeyse yirmi kişi oluyorlar. Müzik hızlandıkça onlar da hızlanıyor. Hepsi nasıl neşeli anlatamam. Sanki düğün var İstiklal'de. Müzik bitiyor, Yunan grubu gitar kutumuza hatırı sayılır bir meblağ bırakıyor. Herkes mutlu. İyi bari, akşam yemeklerinin ve sonrasındaki biraların parası çıktı diyorum arkama dönüp. Alkışlar yeri göğü inletiyor, el sallayıp uzaklaşıyorlar.

    Son bir parça çalalım diyoruz . Hava kararıyor yavaştan. Kalabalık da azalıyor. Kalan beş on kişiye hüzünlü bir şarkı çalalım. Sonbahar ve İstanbul; rakı ve uzun filtreli sigara gibidir benim için. İkisi bir araya gelince anlam kazanırlar. Ayrı ayrı tatları beş para etmez. "Ne çalalım" diyor çocuklar. Benim ise gözlerim, karşıdan gelen kıza takılıyor. Bakıyorum, bakıyorum, bakıyorum....

    Cem Karaca çalalım olur mu, Resimdeki Gözyaşları olsun:

    https://youtu.be/3QwkB28QuKk

    Başlıyoruz. Kız bu şarkıyı duyunca koluna girdiği çocuğu çekiştiriyor müziğin geldiği yere doğru. İşte o an gözlerimiz kesişiyor, ben şarkıya devam ediyorum:

    ..
    Ve işte arda kalan
    Bir avuç anı şimdi
    Koyup da bir başına
    Bırakıp gittin beni
    ...

    Çok kısa bir süre bakışıyoruz, daha sonra dönüp gidiyor koşar adımlarla. Yanındaki çocuğu da sürüklüyor. "Ah bee diyorum.. ah beee."

    Şarkı bitiyor alkışlar geliyor. Gitar kutumuzu kapatıyor ve insanlara bizi dinleyip para verdikleri için teşekkür ediyoruz. Toparlanıp gidiyoruz.İstiklalin insan seline kapılıyoruz, kendimize dibine batacak bir bar arıyoruz. İstiklal duygu seli olup akıyor, biz selde sallanıyoruz.
  • Hep kahır, hep kahır,
    hep kahır!! Bıktım be!!!
  • ...
    Raptiye rap rap zaptiye zap zap rep rep
    ...
    Liberal, miberal malı kap,götür al rep rep
    Eriyor liralar mark al dolar al rep rep
    ...

    https://youtu.be/6u-zkrii81I
  • Ustam seslendi uzaktan.
    Oğlum al takımları.

    - Cem Karaca