Puan vermedi·192 syf.··
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 13:23
Kitabın son sayfalarında ağladım. Gerçekten çok kötüydü ya okuduklarımın bir dönem Türkiye de yaşandığını bilmek beni derinden etkiliyor ve çok üzülüyorum. Ama Livaneli kalemi tabiki akıp gidiyor çok kısa sürede okunabilir bir kitap. Kitabı bitirdim şimdi Cem Karaca - Bekle Beni şarkısını dinlemeye gidiyorum. :)
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma
Dayan, geçer…
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 22:16
Livaneli denildiğinde zihnimde ilk beliren eser hep “Serenad” olur. Aşkı, siyaseti ve savaşın gölgesinde kalan insan hikâyelerini böylesine zarif ama sarsıcı bir dille anlatan bir romanla karşılaşınca, kendimi çoğu zaman kitabın sayfalarında değil, tam ortasında bulurum. Okudukça hikâyenin içine çekildim; karakterlerin acıları, umutları ve bekleyişleri bana da dokundu. Serenad, yalnızca okuduğum bir roman değil, iz bırakan, kalbimde yer eden kitaplardan biri olmayı başardı. Bazı kitaplar vardır, bittiğinde rafınıza değil, zihninize ve kalbinize yerleşir; Serenad da benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. “Bekle Beni “kitabı da benim için benzer bir etki yarattı. Aşkı ve siyaseti hızlı ama akıcı bir anlatımla işlemesi, romanın temposunu hiç düşürmeden ilerlemesini sağlıyor. Okurken zaman zaman farklı yazarların izlerini hissetmek, hatta “Acaba başka bir yazarı mı okuyorum?” (Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Ahmed Arif…)diye kapağa bakma ihtiyacı duydum ve Livaneli’nin anlatımındaki zenginliğini bir kez daha hissettirdi bana. Romanı bir solukta okudum. Sonunun güzel tamamlanması da içimde ayrı bir huzur bıraktı. Evet, belki birçok kişi daha çarpıcı, daha iz bırakan bir son beklemiş olabilir; ancak umudun galip gelmesi, bekleyişin karşılıksız kalmaması bana iyi hissettirdi. Bazen bir hikâyenin en kıymetli tarafı, okuru karanlığın içinden geçirirken eline küçük de olsa bir umut ışığı tutuşturabilmesidir. Ve tabiki Livaneli’nin eserlerini okurken Serenad’de Schubert, Bekle Beni de ise; Cem Karaca “Bekle Beni” ve Kaan Tangöze “Allı Turnam” satır aralarına usulca yerleşti. Umudu hâlâ mümkün kılan nice eserlerine…
Duygu ve Düşünce
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma
Reklam
Kitapla ilgili BİLİNMEYEN / İLGİNÇ bilgiler
8/10
·184 syf.··
2025 84. kitabı
AHMET ARİF Kitabın adını koyarken şöyle bir anısından bahseder: "Bunu anlatmak doğru mu bilemiyorum. Çok kişisel bir şey. Çok duygusal. artık anı olmuş. Kitabımın adını 'dört yanım puşt zulası' koymuştum. Ama sevgili kardeşim Ali Özoğuz buna engel oldu. Bana 'kitabına böyle bir ad koymaya hakkın yok' dedi. 'Seni 15 yaşında çocuklar, kızlar taparcasına seviyorlar, sen bununla ola ki burjuvazinin tuzaklarını söylüyorsun. Ama şu var, o çocuklara saygı duymalısın. Hatta adını şiire bile verme. Mısra olarak kalsın.' düşündüm ve Ali'ye hak verdim. Kitabın adı 'hasretinden prangalar eskittim' olsun dedim. Başta 'eskittim' değil 'çürüttüm'dü. Fakat çürüttüm sözcüğünü sevmedim. Bir de arka arkaya üç kere 'ü' sesi geliyor, Bu kulağımı tırmaladı. iç kulağımı yani gönlümü tırmaladı. Her şairin bir de yürek kulağı vardır. Onu tırmaladı işte. Müzik ve anlam bakımından daha güçsüz buldum. O nedenle 'eskittim' dedim." Şairler arasında "yürek kulağı" deyimini kullanan ilk kişidir. Ve bu yüzden kendisine de yürek işçisi der. "Seni anlatabilsem seni" diye başladığı, "Yokluğun cehennemin öbür adıdır" diye sürdürdüğü, "Üşüyorum kapama gözlerini" şeklinde sonlandırdığı aynı isimdeki şiiri Leyla Erbil'e ithafen yazmıştır. Bazı şiirlerini dostlarına okuyan Ahmed Arif, bazılarını çalıştığı dergilere gönderse de bazı şiirleri yıllarca ortaya çıkarmamıştır. Maviye çalar gözlerin şiiri de bunlardan biridir. On yıldan fazla süre şiiri hiçbir mecrada yayımlamamıştır. Sorulduğunda ise "Bazı şiirleri çok bekletirim, damıtılsın isterim. Dokunmadığım bölümler var. Oraya yıllarca hiç dokunmam. Oraya layık bir bölüm oluncaya kadar beklesin isterim." yanıtını vermiştir. Kitabın içindeki "Otuzüç kurşun" (bazı basımlarda otuz üç ayrı yazılmıştır) şiiri yüzünden sorgulanmış, okunması istenmiş okumayınca
Şiir
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748bin okunma
Ben bir gürgen (ağacıyım)
8/10
·111 syf.··
2026 5. kitabı
"Dönüp dolaşıp insanda başlıyordu her şey, dönüp dolaşıp insanda bitiyordu. Gerisi boştu... Yani, insanın karışmadığı her şey bir masaldı." Sözleri bir gürgen ağacına ait. Aslında kitap bir gürgen ağacının ağzından anlatılıyor. Yazı stili, illüstrasyonu ve anlatım tarzı ile pekte çocuk kitabına benziyor. Ancak yetişkin insanlara ait olan bir kitap. Kitap dili akıcı tek oturmada okuyup bitirilebilecek bir masal(!). Çok güzel bir perspektifi olan bir kitap. Doğa, insanoğlu, ölüm, vicdan gibi temalar masalsı bir anlatımla işlenmiş. Nedense bu kitabı okuduktan sonra Cem Karaca'nın 'Ben Bir Ceviz Ağacıyım' şarkısı aklımda çalmaya başladı:) BURDAN SONRASI SPOİLER İÇERİR: Gürgen ağacının fidan hâlinden darağacına dönüştürülme serüvenini dinliyoruz bu kitapta. Bir ağacın kesilmekten, insanoğlunun zulmüne uğramaktan, kesildikten sonra odun olarak yanmaktan ne kadar korktuğunu; bunun için çözüm yöntemleri geliştirdiğini görüyoruz. Gürgen ağacının sürekli ettiği sitem ise insanoğlunun onun dilini anlamayışı... Gürgen ağacımız kesildikten sonra ise onun gözünden insanoğlunun dramatik hayatını gözlemliyoruz bir miktar. Kitap, odun olmamak için dimdik büyümeye gayret eden gürgen ağacının darağacına dönüştürülmesinden sonra utancından çürüyüp odun olmak istemesi ile de sonlanıyor. Keyifli okumalar...
Ben Bir Gürgen DalıyımHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 20197,5bin okunma
Ne şimdi, yaşamak mı sürüklenmek mi?
9/10
·288 syf.··
2026 13. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 13:16
Peki ya sürüklenmiş gibi yaşamak? Gibi, normlara sıkışıp kalınca anca bu kadar edatlığa boyun eğebiliyor! Yaşamı bilmeden yaşamak doğru mu diye sormayın, yaşamı bilebileceğimizi nereden çıkardık ki? Yine de haklılar, baklava hamuruyla börek yapmaya çalışabiliriz, bu yüzdendir ki bir el yordamı, yolu olmalı, diyorlar. Var mı, yok mu? Kitap buna asla net bir yanıt vermedi ki verseydi genel ahengine ters düşerdi. Sahi aheng demişken... Simio Bernstein adlı hayali(?) piyanist, hayatın ahengi olduğunu yazmış, kitapta diyalogda yer vermiş buna. Ahengin ne olduğunu, kimine göre ne olduğunu doğrudan sormadan boşluk bırakmış, yan karakter. Aslında Minjun yan karakter de pek sayılmaz, baş karakterin başka bir yansısı denebilir, herhalde. Hiçbir kitap hayatımı, bakış açımı değiştirmedi, demek çok mu abartı olur? Değiştirse fark etmez miyim? Bilmiyorum. Yine de kitaplar ve yazarlarla kitapevleri hakkında bu tarz soru işaretlerini tekrardan gündeme getirdi, işte bu yansıma ve aynanın kendisiyle bakan. Eklemek gerekir ki soru işareti ne nokta koyabiliyor ne koydurmaya tenezzül etmemizi istiyor. İtiraf edeyim ki hep böylesi sevilesi ben de! Neden mi? Fazla kafa yormamakta kafa yordurarak verilen bir mola da ondan (molalarla kaçamak yapıp süreci uzatırlar). "Nehir ya da okyanus gibi enginlere sığmayıp taşmasam da kimse fark etmeden çiseleyen yağmur gibiyim. En azından o kadarı olabilirim diye düşünüyorum." Bu, başka bir diziden alıntı, bana göre benzer kıvamda atmosferler, ahengler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim, dizi biraz keskindi. Kitaptaki baş karakter o kadarın ne olduğundan da emin değil. "Yüzünü yıkadıktan sonra yaptığı kahveyi içerken gününü nasıl geçirmek istediğini düşündü ancak pek bir şey yapmayacağını Youngju da gayet iyi biliyordu." diye geçiyor bir yer, bana
1000Kitap
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,2bin okunma
Selam Olsun Sana Ahmed Ağabey !
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Kelimeler kifayetsiz kalır Ahmed Arif'i ve şiirlerini anlatmaya. Ancak okuyarak, imgelerini ruhunuzda, yüreğinizde hissederek anlarsınız O'nu. Zira diliyle, Anadolu'yu ve aşkın yakan yüzünü, kendi kendini esir alma olayını yüreğinize bıçak gibi saplayarak hissettirir adeta. Her yerde, her şeyde sevgiliyi görme durumunu, aşkın zirvesini iliklerinize kadar hissedersiniz. Üstüne bir de zindanlarda memleket özlemini ve isyan ruhunu da ekleyiniz. Özellikle platonik aşk yaşayan biri iseniz Hasretinden Prangalar Eskittim, Terketmedi Sevdan Beni, İçerde ve Ay Karanlık şiirlerini tekrar tekrar okuyacaksınız. Kitaptaki pek çok şiirin Cem Karaca, Ahmed Kaya, Fikret Kızılok gibi sanatçılar tarafından da bestelenmesi kitabın kalitesinin bir başka yüzü. 33 Kurşun şiirinde ise kardeşliği, isyanı ve zavallı Anadolu insanına yakılan bir ağıdı dinlersiniz. Uzun lafın kısası, okuyun okutturun, 3-5-7 demeden, okuyun... Ahmed Arif
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748bin okunma
Reklam
Reklam