Kitabımız birkaç karakter üzerinden insanoğlunun iradesine, iç muhasebesine, doğru ve yanlışın çatışmasına çok güzel atıfta bulunmuş bir kitaptır. Bu kitabı eleştirecek kadar edebî metin birikimim yok o yüzden kısaca naçizane düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Kitapta olaylara dalmak yerine okur; kendi iç düşüncelerine, kendi iç savaşına yönlendiriliyor aslında.
Ömer ve Macide ana karakterimiz. Birisi kitabın dilinde şeytan'ı birisi melek'i simgeliyor zannımca. Macide'nin sessizliği, sakinliği, saflığı üzerinde durulurken; Ömer'in ise sürekli içindeki bir şeytandan söz edildiğini okuyoruz ancak bunu Ömer kendisi dile getiriyor. Başlarda okurken Ömer neyden bahsediyor diye düşündüm "içimdeki şeytan" derken. Kitabın sonlarına gelince anladım aslında Ömer'in ve Macide'nin simgesel bir karakter olduğunu. Olay örgüsüne gelecek olursak bolca aşk, biraz dram bulunduran daha çok karakterlerin iç dünyasını okuduğumuz aşırı akıcı bir romandı. Ayrıca şu an günümüzde unutulmaya yüz tutmuş pek çok Türkçe kelimeyi kitapta görüyor ve kelime dağarcığımıza bir hatırlatma geçiyoruz.
Özetle kitap adını iki kelime ile taşıyor gerçekten, çok kaliteli ve akıcı bir eser, çok fazla söylenecek şey yok herkes okumalı
"Buna içimdeki seytan diyordum; müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum. Halbuki ne şeytan azizim, ne şeytan? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması... içimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu... içimizde şeytan yok... içimizde aciz var.. Tembellik var.. iradesizlik, bilgisizlik ve bunlarn hepsinden daha korkunç bir şey; hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var..."