Uygarlık tarihi bize kıyıcılıkla cinsel dürtünün birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu öğretmektedir. Fakat, bu bağlantıyı aydınlatmak için, bu zamana dek libidonun saldırgan öğesinin değerini ortaya koymakla yetinilmiştir. Kimi yazarlar cinsel dürtüde bulunan saldırgan öğenin yamyam şehvetinin bir kalıntısı olduğunu ileri sürmeye kadar gitmektedir.
Fazla değer vermenin önemi erkekte özellikle iyice incelenebilir, çünkü yalnız erkekler araştırmalar için yaklaşılabilir bir cinsel yaşam sunar; oysa kadının cinsel yaşamı, kimi zaman kültürel zayıflık yüzünden, kimi zaman da toplumsal âdetlere bağlılıktan gelen çekingenlik ve biraz içtenlik noksanlığı yüzünden, hâlâ kalın bir örtüyle çevirilidir.
Asıl üreme organlarının birleşmesi ile sınırlanmış cinsel amaçla uzlaşamayan fazla değer verme, bedenin öbür bölümlerini de cinsel amaçlar haline getirir.