İnsan edilgen kalarak propagandacıların kendisini yönetmesine izin verirse, siyasetçilerin isteğine göre galeyana gelir ya da sakinleşirse, savaş maceralarına sürüklenmeye uysalca boyun eğerse, bütün haklara sahip bir yurttaş, sorumlu bir seçmen olamaz...Bilgisizlikle yetinmek, demokrasiyi yadsımaktır, onu bir hayalete dönüştürmektir.
Siyasette, dinin kendisi bir amaç değildir, düşüncelerden biridir yalnızca; meşruiyet en inançlı olana değil, mücadelesi halkınkiyle aynı olana verilir.
Avrupa için başka, Afrika, Asya ya da İslam alemi için başka insan hakları yoktur. Yeryüzündeki hiçbir halk kölelik, despotluk, zorbalık, cahillik, karanlıkçılık için ya da kadınların köle olması için yaratılmamıştır.Bu temel gerçeklik ne zaman yadsınsa, insanlığa ihanet edilmiş olur, kendine ihanet edilmiş olur.
Karşılaştırıldığında bağımsızlık savaşı daha bile kolay görünüyor; yoksulluğa, cahilliğe, savsaklamaya, toplumsal uyuşukluğa karşı verilen çetin savaş yüzyıllarca sürecek gibi duruyordu.