İnsanın ne olması gerektiğini, ne olduğunu kavramıyorsak, diğer bir deyişle açık ve üzerinde anlaşılmış bir insan gerçeği düşüncesine ulaşmamışsak kültürü, eğitim ve öğretimi, ahlakı ve toplumsal ilişkileri düzeltme yolundaki bütün çabamız boşunadır ve boşa gitmiştir. Böylelikle de aşılama ve ayıklama yöntemlerini, bağ bakımını ve bitki bilimini çağdaş bilimin en üst düzeyinde bilen, gel gelelim diktiği ağacın türünü düşünmeyip içinde bulunduğu toplumun hangi ürüne ihtiyaç duyduğunu göz önünde tutmayan bir bağcıya benzeriz. Gerçekten de bugün insanı ve toplumu düzeltmek isteyen herkes için böyle bir benzetme yapılabilir. İnsan sorununu çözmeden önce ileri ve başarılı bir eğitim öğretim düzeyine varmamız imkansızdır.