KARANLIKTAKİ KIVILCIM
Bu kitabı bitirdim de… Ama tam olarak “bitti” diyememekteyim. Çünkü kafamın içinde devam etmekte
İlk başta açıkçası çok düz bir gerilim okuyacağımı düşündüm. Hani olur ya, olay olur, katil çıkar, biter. Ama bunda öyle ilerlemedi.
Bir yerden sonra hikâyeden çok karakterin kafasının içine girmektesin. Ve asıl gerilim de orada başlamakta zaten.
Ana karakter Chloe’ye bazen gerçekten üzüldüm, bazen de “acaba abartıyor mu?” diye düşündüm. Çünkü olayları anlatışında bile bir tuhaflık var. Yani sana her şeyi vermekte gibi ama yine de bir şeyler eksik hissetmektesin. Bu da insanı sürekli tetikte tutmakta
ilgimi çeken ise uykusuzluk meselesi. Normalde geçilecek bir detay gibi durmakta ama burada baya kritik. Çünkü insan uykusuz kaldıkça kendinden bile şüphe etmeye başlamakta, kitap tam olarak o hissi vermekte bana göre.
Bir süre sonra ben de “şu an olan şey gerçekten oldu mu?” diye düşünürken buldum kendimi.
Okurken birkaç kez “tamam çözdüm” dedim, ama her seferinde fikrim değişti. Bu hoşuma gitti çünkü kolay tahmin edilen bir hikâye değil. Ama olaylardan çok, o huzursuzluk hissi aklımda kaldı.
En garip olan da...kitap bittiğinde büyük bir rahatlama gelmedi. Sanki bir şeyler tam yerine oturmuş ama yine de içimde hafif bir tedirginlik kaldı desem yeridir.
Benim için daha çok psikolojik bir deneyim gibiydi. O yüzden herkese hitap eder mi bilmiyorum ama ben okurken baya içine çekildim.
O kıvılcım sizi de sürprizlere götürecek.
Mutlaka okuyun derim.
KİTAPLAVE SANATLA kalın
@altinkitaplar