idealistokur2019

idealistokur2019
@idealist7
10/10
·200 syf.··
2026 4. kitabı
SON NEFES ​" Son Nefes" Havaya Karışmadan'ı bitireli birkaç dakika oldu ve masada öylece durmakta... Hala o bana ben ona bakışıyoruz. Hadi gelin biraz detaya inelim... ​Paul Kalanithi gencecik bir beyin cerrahı; kariyeri, idealleri, geleceğe dair tüm planları tıkırındayken hayatın bir anda nasıl değişebileceğini kendi bedeninde tecrübe etmekte. Dördüncü evre kanser teşhisi konduğu an, 'doktor' kimliğinden çıkıp 'hasta' rolüne bürünmenin o sarsıcı ağırlığını o kadar dürüst anlatmış ki... Okurken insanı sürekli 'benim yerimde o olsa ne yapardım?' sorusuyla yüzleştirmekte. Ölüm kapıya dayandığında aslında hayatın ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunu, bizim de boş yere neleri dert edindiğimizi o kadar net vurmakta ki yüze... ​Kitapta öyle süslü, ağdalı cümleler aramayın; sadece bir insanın son nefesine kadar kendi gerçeğini arayışının, yaşama tutunma çabasının çıplak hali var. İnsanın içine oturan, sarsan ama aynı zamanda çok şey öğreten bir veda mektubu gibi adeta. Okuma bitimi içimde garip bir his uyandı. öylece kalakaldım. Okuyan varsa dertleşelim, çünkü bu hissi tek başına taşımak zor gelmekte en azından bana ağır geldi. En sevdiklerim hayattan yok olunca bu duygu BOŞLUK.... hep içimde öylece kalıp hiçbir şey yazmadan geçmek isterdim... bu hissi yok saymak gibi... Okuyun derim... YARINLAR ÇOK ACIMASIZ ÇÜNKÜ... HOŞ BU GÜNLER DE BİR YARINDI VE SEVDİĞİM İNSANLARIN HİÇ BİRİ YOK ZAMANI VE ANI MUCİZE BİLİN SEVDİKLERİNİZE SAHİP ÇIKIN KİTAPLA VE SANATLA KALIN ​
Son Nefes Havaya KarışmadanPaul Kalanithi · Altın Kitaplar · 20162,653 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Andromedalı
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
ANDROMEDALI Son zamanlarda okuduğum en farklı "karşılaşma" hikayelerinden biri oldu diyebilirim. Oldukça da içine çeken bir kitaptı. Kitabın kapağındaki o gizemli, hafif kozmik enerji beni direkt içine çekti. "Bir Dünya Dışı Karşılaşma" alt başlığı sizi çok fantastik bir yere götürecekmiş gibi hissettirmekte ama sayfalarında ilerledikçe aslında insanın kendi içsel yolculuğuyla evrenin derinlikleri arasındaki o ince çizgide yürümeye başlamaktasınız. ​Özellikle kurgusu gerçekten alışılmışın dışında. Yazarın dili o kadar akıcı ve betimlemeleri o kadar zihnimde canlanır nitelikte ki, bir bakmışım kitabın sonuna gelmişim. Özellikle karakterin evrenle olan o bağı, bizden çok daha büyük bir parçanın parçası olduğumuzu hatırlatmakta en azından benim hissettiğim bu şekildi ​ Hepimiz hayatın karmaşasında kaybolup "sadece bu dünyadan ibaret değiliz" diye düşünmekteyiz zaman zaman... İşte " Andromedalı" tam o boşluğu dolduran, zihni dinlendiren ama bir o kadar da ufuk açan bir rehber gibi. Eğer siz de gerçeklikten biraz uzaklaşıp yıldızların ötesine bir yolculuğa çıkmak isterseniz. Okuyun derim ​ Kitaplığımın en hak ettiği köşesine, yıldız tozu kadar kıymetli bir parça olarak yerleşti bile. Bu derinliği ve ruhu bulanlara, arayanlara da selam olsun. KİTAPLA VE SANATLA KALIN ​#andromedalı #kitapcumhuriyetimileokuyoruz #reklamdeğilöneri
AndromedalıNora Gülüm Erdinç · Aya Yayınevi · 202372 okunma
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:00
ÇIBAN "Teknolojiyi konu alan kitapları severim ama çoğu zaman sadece teknik detaylara boğulup insan tarafını geri planda bırakırlar. Çıban bu konuda beni şaşırttı. Hikâyenin merkezinde teknoloji olsa da aslında anlatılan şey insanın hırsı, korkuları, çıkarları ve yaptığı seçimlerin sonuçları. Kitap ilerledikçe olayların sadece görünen yüzünden ibaret olmadığını fark etmektesiniz. Her yeni gelişmeyle birlikte işin içine farklı katmanlar girmekte ve merak duygusu sürekli canlı kalmakta. Okurken odak noktam ise kimi karakterlerin kararlarını yargılamakta zorlanmam oldu. Çünkü yazar olayları öyle bir noktaya getirmekte ki kendinizi 'Ben olsam ne yapardım?' diye düşünürken bulmaktasınız. Bu da kitabı benim için sıradan bir kurgu olmaktan çıkardı. Özellikle teknoloji ile insan ahlakının çatıştığı bölümler oldukça etkileyiciydi. Anlatım dili akıcı olduğu için sayfalar hızlı ilerlemekte. kimiı sahnelerde gerilim hissi yükselirken bazı yerlerde insan doğasına dair yapılan göndermeler dikkat çekmekte. Günümüzde teknolojinin hayatımızdaki etkisini düşündüğümüzde anlatılanların tamamen hayal ürünü gibi gelmemesi de kitabın etkisini arttırmakta. Dışarıdan küçük görünen bir sorunun zamanla nasıl büyüyüp her şeyi etkileyebileceğini, insanların bazen kendi yarattıkları sistemlerin içinde nasıl kaybolabildiğini güzel işlemiş. Merak unsuru yüksek, düşündüren ve zaman zaman insanı rahatsız eden yönleriyle etkisini uzun süre koruyan bir kitap oldu benim için." Oldukça okuru saran bir kitaptı okuyun derim KİTAPLA VE SANATLA kalın
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202690 okunma
Puan vermedi
DEMİRDEN BİR DENİZ Tarihin tozlu sayfalarında, fırtınanın ortasında kalmış izole bir kale ve kusursuz işlenmiş bir cinayet... Bugün detaylarına bayıldığım, atmosferiyle beni içine çeken harika bir yerli tarihi polisiye ile geldim! Yasin Kocabaş’ın kaleme aldığı Demirden Bir Deniz, bizi Osmanlı’nın en sert, en kudretli ve gizemli dönemlerinden birine, Yavuz Sultan Selim çağının tam ortasına, 1518 yılının Karahisar Kalesi’ne götürmeye. Hikaye daha ilk sayfadan itibaren öyle bir ambiyans sunmakta ki, kendinizi adeta o soğuk taş duvarların arasında, karanlık koridorlarda yürürken bulmaktasınız. Gelelim kurgunun beni en çok cezbeden noktasına: Dış dünyayla tüm bağları kesen, adeta gökyüzünü yırtan sert bir fırtınanın gölgesinde, kalenin derinliklerinde vahşi bir cinayet işlenmekte. Kaleye giriş ve çıkışlar hava şartları nedeniyle tamamen imkansız. Bu da demek oluyor ki katil yabancı değil, içeriden biri! Biz fark etmeden kalenin kapıları üzerimize kapanmakta ve kendimizi herkesin hem ölümcül bir tehlike altında olduğu hem de potansiyel bir şüpheliye dönüştüğü devasa bir kapalı oda oyununun içinde bulmaktayız. Polisiyede bu tarz "locked-room" (kapalı oda) kurgularını her zaman çok sevmişimdir ama bunu Osmanlı’nın o ağır, gerilimli tarihi atmosferiyle harmanlamak kitaba bambaşka bir derinlik kazandırmış bana göre Yazar sadece bir katil kim macerası sunmakla kalmamış; cinayetin arkasına dönemin siyasi entrikalarını, taht kavgalarını, kardeş katli fetvalarını, devletin bekası için dönen gizli oyunları ve ihanetleri de katman katman işlemekte. Üstelik tüm bu karanlığın, kasvetin ve kılıç seslerinin ortasında filizlenen trajik bir aşk hikayesi de var ki, hikayenin duygusal yönünü çok iyi dengelemeye. Karakterlerin derinliği, dönemin diline ve ruhuna uygun diyaloglar
Demirden Bir DenizYasin Kocabaş · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20269 okunma
Puan vermedi
HERŞEY BÖYLE BAŞLADI İsa Özinan "Herşey Böyle Başladı" ile aslında bize öyle pembe panjurlu bir hikaye falan anlatmamakta . resmen bir sistem eleştirisi ve insanın kendi içindeki o karanlık dehlizlerin haritasını çıkarmakta. Feniks Yayınları’ndan çıkan bu eserin merkezinde, her şeyin bittiği ya da yeniden başladığı o meşhur "zaman" kavramı var. Kitapta öyle bir dünya tasvir edilmiş ki, zaman sadece bir rakam değil, insanın üzerine çöken devasa bir enkaz gibi işlenmiş. O kapaktaki suyun dibindeki saat ve "Lost Time" vurgusu aslında hikayenin özeti; yazar demekte ki "biz zamanı yönettiğimizi sanırken aslında zamanın içinde çoktan boğulmuşuz". Konu, bir adamın o yıkıntıların, o kimsesizliğin ortasında elinde bir fenerle hem kendi geçmişini hem de insanlığın nereye gittiğini aramasını anlatmakta ama bunu yaparken sizi öyle bir atmosferin içine sokmakta ki, okurken o tozun, o çürümenin kokusunu resmen almaktasınız . Öyle klişe "bir varmış bir yokmuş" tadında değil, bildiğin distopik bir evrende varoluş savaşı vermektesiniz karakterle birlikte. İsa Özinan'ın kalemi çok keskin; insanın en saklı kalmış korkularını, o susturduğumuz iç seslerimizi birer birer gün yüzüne çıkarmakta. Özellikle o fenerin ışığı gibi cılız umutlarla, koca bir karanlığın içinde yol bulmaya çalışmak kitabın en vurucu tarafıydı bence. Betimlemeler o kadar yoğun ve gerçekçi ki, sayfalar bittiğinde kendinizi o harabelerden sağ çıkmış gibi yorgun ama bir o kadar da zihni açılmış hissetmektesiniz. Eğer aradığınız şey sizi uyutacak bir masal değil de, uykunuzu kaçıracak, sizi kendinizle ve akıp giden o geri gelmez zamanla yüzleştirecek bir tokat gibiyse bu kitabı sakın atlamayın. Resmen kafamın içinde bir yerlerde yeni pencereler açıldı ve o saatin yelkovanı hala zihnimde dönüp durmakta
Herşey Böyle Başladıİsa Özinan · Feniks Kitap · 202672 okunma