Ştolts bir hayalperest değildi. Oblomov gibi fakat nedenlerle, o da aşırı tutkular aramıyordu. Ama istiyordu ki sevgileri sakin sakin akmaya başlamazdan önce kaynaktan fışkırarak çıksın, onu bir defa olsun kana kana içsinler, sonra ömürlerinin sonuna kadar bu mutluluk kaynağının nereden çıktığını bilerek yaşasınlar.
Kadınların çoğunun neden Kore dizisi ya da romantik komedi izlemeyi sevdiğini sanırım anladım. Olmayacak bir şey olsa da içinde o duyguyu hissetmek için yapıyorlar. Bir film, dizi süresi kadar içinde o ihtiyacı olan pozitif hissi yaşıyor.
-‘Uçuruma düşmekten’ korkuyorsunuz, dedi. Sizi artık sevmeyeceğim zaman çekeceğiniz açıdan korkuyorsunuz. Bu işin sonu kendiniz için fena olacak diye korkuyorsunuz.