Bütün bu ders kitaplarından ne çıkacak? Ne diye altı yedi yıl bir yere kapanıp programlar, azarlar, dersler içinde ölesiye didinmeli? Ne diye koşmaktan, oynamaktan, eğlenmekten zorla kendini yoksun etmeli? Bunun sonu yok ki…Ne zaman yaşayacağım ben?
Oblomov boş masanın üstüne, kalemsiz, mürekkepsiz hokkaya baktı ve yine kendisinin, yeni doğmuş bir çocuk gibi gamsız, kaygısız uzanıp yatabildiğine, yüz parça olmadığına, ruhun ve vücudun güçlerini ötede beride harcamadığına şükretti.