İdil Bicer

Aşk. Onu tanımlamaya çalışanlar hep manasız bir çabanın içinde olacak. Açıklanacak bir şey değil; hatta son şey. Yaşayıp anlarsın. Yaşadığını sanarsın. O zaman da anlarsın. Ve elbette yaşamadığın zaman… Hepten anlarsın.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Reklam
…toplumumuzun kişiyi çift olarak görme fetişi bana oldum olası rahatsız edici geliyordu. Kişiler tek başına bir anlam ifade etmiyor, toplumumuz ancak ikili forma geçtiklerinde bireyleri algılayabiliyordu. Üstelik bunun bir de “resmi onaylı ikililik” olması gerekiyordu.
Sayfa 70·Kitabı okudu
“Yurdumun insanı neden bu kadar çok yalan söylüyor?” diye merak ediyorsanız… Çünkü ağaç yaşken “eğdirilir”. Toplumsal değerler ile gerçek hayat arasındaki çelişki öyle yoğundur ve öylesine güncellemeye kapalıdır ki, dinle yoğrulmuş örf-âdet mirasını devam ettireceğiz diye yeni nesillerin seçim, karar ve duygularının mahvedildiği bir arenada dövüşülür durulur. Kendiniz olmanız, birey olmanız, karar almanız zaten hali hazırda imkansızdır. Sistem çok erken safhalarda yanlışlarla bezenmiştir. Duvar teraziye alınmadan yapılmıştır ve artık yamuktur. Düzeltmek için ya yıkmak ya da onarmak gerekir.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Bazı şeyler hiç akıldan çıkmaz. Ve bazı şeyler ne kolay çıkar akıldan. Çıkmaması gerekenler. Mühim dersler. İnsan kendisini, elden çıkarılması gereken hatalarını yıkayıp ütüleyip hafıza raflarına geri yerleştirirken ve zamanı geldiğinde onları tekrar kullanmak üzere raftan indirirken bulur.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Büyük büyük laflar etmek istemiyorum ama galiba insan yaşı ilerledikçe şükretmenin ne kadar özel bir şey olduğunu anlıyor. Araba her an keskin dönemeçlere giriyor ve ne kadar savrulacağını hiçbir zaman kestiremiyorsun. Ama eğer toparlayabildiysen ve bir süre bile olsa düz yolda gidebiliyorsan bunun iyi bir şey olduğunu anlıyorsun. Bu kadar basit aslında. Bir süre düz yol. Buna minnet ve şükrediyorsun.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Reklam