Şunu da söylemek elzem, talihin bahşettiği kolay başarılara çoktandır sırtımı döndüm. Kör talihe hiçbir şey borçlu olmak istemiyorum. Ve fırçam ne zaman katıksız irademin rehberliği olmadan renklerden tesadüfi bir ahenk ya da münasip bir desen meydana getirse, onu hemen siliyorum tuvalden.
— Çok düşünüyorsun, iyi bir şey değil. Kendini sevkitabiine bırak, artistin en iyi rehberi odur. Saf bir çocuğa dön ve o yaşlarda sahip olduğun mucizevi şaşma ve hayran olma kabiliyetini yeniden keşfet! O zaman yoldaki önemsiz bir taş koca bir hikayeye dönüşür senin için. Dünya ruhlarla, mucizelerle ve harikalarla dolar ve sen ağlayabilir ya da gülebilirsin. Ve bu mucizeleri kendi gözleriyle göremeyenler seninle ağlar, seninle gülerler. İşte sanat budur.
Bu memleket insanı şaşkına çevirecek derecede beklenmedik hallerin memleketi ve sanki bir halden diğerine geçişte ara devirler yok. Her şey ya çok iyi, ya çok fena.
Sürekli kendinin en iyi versiyonunu yaratmaya çalışan biri ile kendine dönüp bir kere bile bakmamış, kişilik aynasını duvara asıp bakmaya hep üşenmiş birine baktığım zaman, aynasız olanın daha iyi durumda olduğunu düşünüyorum artık bazen. Aynasızların. Bunu doğru bulduğumdan değil. Bu hayat ve ülke için daha kabul edilir ve kolay olduğundan.
İnsanlar sürekli fotoğraf çektirmek istiyor artık. Bir ânı ölümsüzleştirmek de değil dertleri. Kendileri. Kendilerine başrolde olma fırsatını sağlayan binlerce karenin sahibi olmak.