Zabel Yesayan

Yazar 7,0/10 · 3 Oy · 5 kitap · 7 okunma ·  2 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Zabel Yesayan
  • Unvan:
    Ermeni romancı, şair, yazar ve öğretmen
  • Doğum:
    Üsküdar, Konstantinopolis, Osmanlı İmparatorluğu 4 Şubat 1878
  • Ölüm:
    Sibirya, Rusya 1943
  • Yazar kitaplarını satın al Sponsorlu

Yazar İstatistikleri

2 okur beğendi.
3 puanlama · 0 alıntı
0 haber · 1.047 gösterim
7 okur kitaplarını okudu.
20 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
0 okur kitaplarını şu anda okuyor.
0 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Henüz ilgili bir haber eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Zabel Yesayan'ın Biyografisi

Mıgırdiç Hovanisyan'ın kızı Zabel Esayan, 4 Şubat 1878 gecesi, 93 Harbi devam ederken Zabel Hovanisyan ismi ile Üsküdar'da bulunan iki katlı ahşap bir evde dünyaya geldi. Esayan'ın doğduğu gece Rus ordusu, günümüzde Yeşilköy olarak bilinen San Stefano'ya ulaşmıştı. Öğrenimine, günümüzde hala etkin olan, Üsküdar Surp Haç Tıbrevank ilkokulunda başladı. Paris'te bulunan Sorbonne Üniversitesi'nin edebiyat ve felsefe bölümünden mezun oldu. Ermeni edebiyatının bakış açısı ile Fransız romantizm akımından etkilenen Esayan, verimli yazarlık kariyerine başladı. 1895 yılında, Gece Şarkısı ve Tsagik (Çiçek) isimli ilk şiirlerini Arşak Çobanyan'ın dergisinde yayımladı. Mercure de France, Massis, Anahit ve Arevelian Mamoul (Doğu Baskısı) isimli dergiler için kısa öykü, edebi makale ile denemeler yazdı ve çeviriler yaptı (Fransızca ve Ermenice).

Zabel Esayan, 1908'deki Jön Türk devriminin ardından Konstantinopolis'e geri döndü. 1909'da Kilikya'ya giden Esayan, Adana katliamı üzerine dizi makaleler yazdı. Averagneru Meç (Yıkıntılar Arasında) romanı ve Anetski (Lanet; 1911), Safieh (1911) ve Nor Harsi (Yeni Gelin; Konstantinopolis 1911) isimli kısa öykülerinde de Adana katliamını konu aldı.

Ermeni Kırımı sırasında sürgün listesinde yer alan tek kadın aydın olan Esayan, bir Osmanlı kadını kılığına girerek Bulgaristan'a kaçtı.

Tehcirin ardından, 1918 yılının sonuna dek Orta Doğu'daki mülteci ve yetimlere yardım etmek üzere çalışmalarda bulundu. Bu süreçte, Ermeni halkına yapılan pek çok adaletsizliği konu alan, Verçin Pacagi(Son Bardak) ve Hokis Aksoryal (Sürgündeki Ruhum; 1919), yeni romanlar yazmaya başladı. Sovyet Ermenistan'ın destekçilerinden biri oldu ve Forces retraite (Çekilen Kuvvetler; 1923) isimli romanında zamanın sosyal ve politik koşullarını anlattı. 1920'lerde, eşinin vefatına dek, Fransa'dan Bakü'ye seyahat etti. 1926 yılında Sovyet Ermenistan'ı ziyaret eden Esayan, izlenimlerini, Prométhée déchaîné (Zincirsiz Prometheus; Marsilya 1928) isimli romanında anlattı. 1933 yılında Sovyet Ermenistan'a yerleşti veMoskova'da gerçekleştirilen ilk Sovyet Yazarlar Birliği kongresinde yer aldı. Bu süreçte Vernaşapik Kraki(Ateşten Gömlek, Erivan 1934; 1936 yılında Rusçaya çevrilmiştir) ve ilk otobiyografik kitabı Silihdari Bardezneri (Silahtarın Bahçeleri; Erivan 1935) ile ilgilendi. Fransızca ve Ermenice edebiyat dersleri vermeye başladı.

1943'teki Büyük Temizlik sırasında milliyetçilik ile suçlananan Zabel Esayan bilinmeyen koşullarda,Sibirya'da öldü. Boğulduğu ya da sürgünde öldüğü iddiaları mevcuttur.

Ermenistan Kadın Kaynak Merkezi'nin kurucusu Lara Aharonyan ve Türkçe–Ermenice yayın yapan Agos gazetesinin Erivan muhabiri Talin Suciyan, Esayan ile ilgili, Finding Zabel Yesayan (Kayıp Zabel Esayan) isimli bağımsız bir belgesel film çekti. Film, 7 Mart 2009 tarihinde Utopiana etiketiyle yayınlandı.

Zabel Yesayan sözleri ve alıntıları Alıntı Ekle

Henüz alıntı eklenmedi.

Zabel Yesayan kitap incelemeleri

Çağla Akpınar, Meliha Nuri Hanım'ı inceledi.
14 Oca 2017 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Zabel Yesayan, Tehcir Kanunu ile bütün Ermeniler sürgün edildiği zaman Osmanlı kadını kılığına bürünüp, İstanbul'dan Bulgaristana oradan da Paris'e geçip eğitim alıyor. Kendisi üniversite eğitimi almış ilk kadın Ermeni, feminist ve sosyalist kadın yazar.
Romanın çatısını, temelinde sınıf çatışması olan bir aşk üçgeni oluşturuyor. Arka planda ise savaş var. Meliha Nuri Hanım kendi içinde sürekli bir çatışma halindedir: bir tarafı savaşı sayısız ölümden sonra nihai zaferi kıymetsiz kılan bir yıkım ve tahribat olarak görürken, diğer tarafı ise miliyetçi ve egolu tavrı dolayısıyla savaş ve Ermeniler konusunda oldukça acımasız. Meliha Nuri Hanımın Ermenilere olan tutumunda ötekileştirme görülürken, Remzi Bey ise milliyetçi duygulardan uzak ve daha hümanist ve ikisi arasında bir sınıf farkı da var. Bu sınıf farkı aşılsa belki de Meliha Hanım bu acımasız tarafını Remzi Bey sayesinde yenebilecek.. Zabel Yaseyan insana insan olarak yaklaşıyor, Ermeni veya Türk olarak değil. Bu görüşünü de kitaptaki kısa ama etkili olan jandarma ve bebek olayını okuyarak görmenizi tavsiye ediyorum.

İsmail ŞEN, Silahtarın Bahçeleri'ni inceledi.
03 Mar 11:44 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Zaman zaman olaylara karşı pencereden, o pencerenin ardında yaşayanların gözünden bakabilmek gerekir. Silahtarın Bahçeleri insanın bu yönüne dokunuyor.